justify

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈdʒʌstɪfaɪ/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ˈdʒʌstəˌfaɪ/ ,USA pronunciation: respelling( justə fī′)


Inflections of 'justify' (v): (⇒ conjugate)
justifies
v 3rd person singular
justifying
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
justified
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
justified
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
justify vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (give reason for)gerekçe göstermek, gerekçelemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  mazur/haklı göstermek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
justify [sth] to [sb] vtr + prep (give reason, excuse)haklı göstermek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 I tried to justify the price of house to my husband, but he said it was not a good value.
justify [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (text: align at the sides)(metin) hizalamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (sayfa) yanaştırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 If you justify the text it will look neater.
justify vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (prove right)doğrulamak, doğruluğunu kanıtlamak, doğru olduğunu ispat etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  haklı çıkarmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
justify doing [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (be a good reason, excuse)temize çıkarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  haklı çıkarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Nothing justifies hitting a child.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'justify' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:

justify' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'justify'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.