jointed

UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈdʒɔɪntɪd/US:USA pronunciation: respellingUSA pronunciation: respelling( jointid)

Bu sayfada: jointed, joint

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
jointed adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (having two or more parts)mafsallı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (teknik)derzli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
joint nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (body: articulation)eklem, mafsal i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Peter injured a finger joint when he tried to catch the ball.
joint nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (object: hinge)bağlantı, boğum i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Fred oiled the machine's joints.
joint nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. slang (marijuana cigarette)(sigaraya sarılmış) esrar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Sean smoked a joint during break.
joint nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (walls: connecting point)iki duvarın birleşme noktası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The joint was load-bearing, so it couldn't be removed when they built the addition onto the house.
joint adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (shared)ortak, müşterek s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Dan and Sarah were the joint leaders of the club.
joint [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (cut up: a joint of meat) (et, vb.)kesmek, parça parça kesmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  parçalara ayırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The butcher used a cleaver to joint the lamb.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
joint nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, slang (bar, restaurant)ucuz eğlence yeri, mayhane, batakhane i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Sarah liked to hang out at a drinking joint down the street.
joint nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, slang (prison)hapishane, kodes, cezaevi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Dan spent a few years in the joint, and wasn't afraid of the law.
joint nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (large cut of meat)büyük et parçası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She served a lamb joint roasted with garlic and rosemary.
joint [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (make into a joint)birleştirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  bitiştirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Paul jointed the two beams.
joint [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (cut into shape)şekilli kesmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Gary jointed the board with a saw to make it fit.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'jointed' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:

jointed' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'jointed'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.