insulting

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ɪnˈsʌltɪŋ/US:USA pronunciation: respellingUSA pronunciation: respelling(in sulting)

Bu sayfada: insulting, insult

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
insulting adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (rude, offensive)kaba, kaba saba s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  saldırgan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Your remarks about my weight are insulting.
insulting adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (pejorative, derogatory)aşağılayıcı, alçaltıcı, küçük düşürücü, onur kırıcı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  hakaret eden, hakaretli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 My coworker makes insulting comments about women.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
insult vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (with words)hakaret etmek, onurunu/şerefini kırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
insult [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (offend)gücendirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  kırmak, incitmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Karen insulted her grandmother when she forgot to send her a thank you card. Amanda insulted her boss by making a rude gesture at him.
insult nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (offending words)(sözle) hakaret, aşağılama i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Ben shouted insults at Gary.
insult nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (medical: trauma) (tıp)travma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yaralanma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  hasar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The patient had suffered a huge insult to his kidneys.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
insult nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (action)kötü davranış, fena muamele i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  hor görme, aşağılama i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'insulting' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:

insulting' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'insulting'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.