insist

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ɪnˈsɪst/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ɪnˈsɪst/ ,USA pronunciation: respelling(in sist)

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
insist viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (be adamant)diretmek, ısrar etmek, ayak diremek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I don't want to go to the party, but she's insisting.
insist,
insist that
vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat."
(with clause: assert)iddia etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  tutturmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 She looks very pale, but she insists she is OK.
insist on [sth] vi + prep (demand) (üzerinde)diretmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  ısrarla istemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The strikers are insisting on higher wages.
insist on doing [sth],
insist upon doing [sth]
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
(be determined)ısrar etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  ayak diremek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Despite my complaints, he insisted on doing things his way.
insist on doing [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (persist in [sth] annoying)ısrarla yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  -de diretmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 My daughter insists on playing her music loudly late at night.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'insist' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:

insist' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'insist'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.