hot

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈhɒt/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/hɑt/ ,USA pronunciation: respelling(hot)


Inflections of 'hot' (adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."):
hotter
adj comparative
hottest
adj superlative
Inflections of 'hot' (v): (⇒ conjugate)
hots
v 3rd person singular
hotting
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
hotted
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
hotted
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
hot adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (high in temperature)sıcak s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  kızgın s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The tea was hot, so she waited before drinking it.
 Çay çok sıcaktı, onun için içmeden önce biraz bekledi.
 Kızgın ocağa dokununca eli yandı.
hot adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (climate, season: high temperatures) (iklim, mevsim)sıcak s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 August is a really hot month in Miami.
hot adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (food: spicy) (mecazlı)acı, baharatlı, biberli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Indian food is so hot, I can hardly eat it.
 Hint yemekleri o kadar acı ki zar zor yiyebiliyorum.
hot adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative, slang (popular, fashionable)gözde, popüler s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The hot clothing item this year is the printed blouse.
 Bu yılın en gözde giysisi desenli bluzdur.
hot adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative, slang (topic: current, controversial) (mecazlı)gündemdeki s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (gündem, vb.)sıcak s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The hot topic was covered extensively by the TV news.
hot adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative, slang (attractive) (mecazlı)seksi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  çekici s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  ateşli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 She is so hot! Don't you think so?
hot adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." slang (sex: excited)şehvetli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Sally was hot after reading the erotic novel.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
hot adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (radioactive)radyoaktif s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Plutonium is considered a hot metal.
hot adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative, informal (exchange of views: impassioned) (konuşma, vb.)hararetli, ateşli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The exchange was hot because the politicians violently disagreed.
hot adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative, slang (stolen)çalıntı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The car dealership was accused of selling hot cars.
hot adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative, slang (skillful, excellent)usta, maharetli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 You are such a hot lawyer I want you to defend me.
hot advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (while hot)sıcak olarak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  sıcakken z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Serve the coffee hot.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
boiling,
boiling hot
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(liquid: heated until bubbling) (mecazlı)çok sıcak, kavurucu, kızgın s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Be careful, that tea is boiling hot!
boiling,
boiling hot
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
figurative, informal (weather: very hot) (hava)çok sıcak s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  kavurucu s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 It's boiling today; I wish the office had air conditioning.
boiling,
boiling hot
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
figurative, informal (person: feeling very hot)çok terlemiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  sıcaklamış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I'm boiling! Can't we open a window?
burning hot adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (intensely hot)çok sıcak, ateş gibi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The soup was burning hot.
hot and bothered,
all hot and bothered
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
informal (flustered)sıkılmış, canı sıkkın s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Larry got hot and bothered during his presentation.
hot and bothered,
all hot and bothered
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
informal, euphemism (sexually excited) (cinsel olarak)tahrik olmuş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Just looking at Rachel gets me all hot and bothered.
hot chocolate nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (warm drink made with chocolate powder)sütlü kakao i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I find that a cup of hot chocolate, last thing at night, helps me sleep.
hot dog nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (frankfurter sausage in a bun)sosisli sandviç i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 A hot dog and a soda is a classic American meal.
hot dog nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (frankfurter sausage)sosis i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I ate the hot dog but left the bun.
hot dog nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, informal (person who does stunts to attract attention)deli fişek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  cüretli kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 See that guy on crutches; yesterday he was the biggest hot dog on the slopes.
hot-dog viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." US, informal (sports: do a spectacular maneuver)çeviri bulunamıyor
 Look at those skiers hot-dogging!
Hot dog! interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" US, slang (enthusiasm, pleasure)harika ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  (gayri resmi)süper ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
hot-dog n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood." US, informal (skillful, esp. in sports) (özellikle sporda)kabiliyetli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  becerikli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Ben is a hot-dog surfer.
hot flash (US),
hot flush (UK)
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
often plural (heat: symptom of menopause) (özellikle menopoz döneminde)sıcak basması, ateş basması i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The hot flash I had yesterday made me feel feverish, dizzy and tired.
hot for [sb] preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." slang (sexually attracted to)çekici bulmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Chris is hot for Vanessa.
hot news nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. slang (new and exciting information)sıcak haber i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The hot news is that the company has just released a new app.
hot off the press adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." informal (newspaper: freshly printed)baskıdan yeni çıkmış (gazete, vb.) s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The club's latest newsletter is hot off the press.
hot on [sb]'s heels,
hot on the heels of [sb]
exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own."
slang (close behind) (birisinin)hemen ardında olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  peşinde olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The police officer was hot on the heels of the speeding driver.
hot pink nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (bright or shocking pink)çingene pembesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Do you have this top in hot pink?
hot sauce nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (spicy liquid condiment)acı sos, acılı sos i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Eating too much hot sauce can make you feel as if your tongue were on fire.
the hot seat nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, slang (electric chair)elektrikli sandalye i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
hot spring nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (source of naturally heated groundwater)kaplıca i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  ılıca i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The water in hot springs is warmed by heat coming from the earth's interior.
hot stuff nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. slang ([sth] especially impressive)etkileyici şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 This new tablet computer really is hot stuff.
hot stuff nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. slang ([sb] especially impressive)etkileyici kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Jacqueline reckons Tony is "hot stuff."
hot temper nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative, informal (irascibility)asabiyet, sinirlilik, fevrilik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 People avoided Bill because of his hot temper.
hot tip nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (suggestion: [sth] profitable)faydalı tavsiye, yararlı öneri i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The website provides hot tips for horse racing.
hot topic nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal, figurative (subject currently of great interest)sıcak gündem i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
hot tub nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (jacuzzi)jakuzi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The hotel has a pool, a sauna, and a hot tub. After a game of football the whole team would take a dip in the hot tub.
hot water nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (heated water)sıcak su i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Hot water is better than cold water for taking a bath.
hot weather nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (with high temperatures)sıcak hava i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 During hot weather, I always dry the washing out of doors.
hot-air balloon,
hot air balloon
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(passenger balloon)sıcak hava balonu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Have you ever been for a ride in a hot-air balloon?
hot-headed,
hotheaded,
hot-tempered
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(easily angered)hiddetli, öfkeli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  asabi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  fevri s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  sinirli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
hotbed,
hot-bed,
hot bed
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
figurative (place where [sth] is rife) (mecazlı)yuva i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 This section of the city is a hotbed for new artists.
hotbed,
hot-bed,
hot bed
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(heated glasshouse for plants)sera i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
hotbed,
hot-bed,
hot bed
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
slang (bed shared in shifts)vardiyada paylaşılan yatak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
hotbed,
hot-bed
viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived."
slang (share bed in shifts) (vardiyada)yatağı paylaşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
hotline,
hot line
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(direct phone connection)acil hat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The company runs a free hotline for customers to call at any time, day or night.
hotline,
hot line
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(phone service: personal problems)yardım hattı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  kriz hattı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 My neighbor answers calls on a suicide hotline.
hotline,
hot line
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(phone line between government heads) (devlet başkanları arasında)kırmızı hat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
hotpot,
hot pot
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
UK (food: casserole) (yemek)güveç i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We made a spicy hotpot for dinner.
hotshot,
hot shot
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
slang (successful person)başarılı kişi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Jenna is a hotshot in the world of high fashion.
hotshot,
hot-shot
n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood."
slang (high-flying, successful)başarılı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Matthew intends to become a hotshot attorney.
hotspot,
hot spot
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(center of activity)faaliyet merkezi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 This city is one of the world's great tourist hotspots.
hotspot,
hot spot
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(nightclub, entertainment venue)gece kulübü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  eğlence mekanı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We went on a date at one of the new hotspots in the city.
hotspot,
hot spot
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(venue offering wifi access)kablosuz erişim alanı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 All of the coffee shops in this city are hotspots.
hotspot,
hot spot
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(of political conflict)sıcak nokta i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
hotspot,
hot spot
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(where fire may start)yangın tehlikesi olan yer i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
in hot pursuit advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." informal (close behind)yakın takipte z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 The police arrived in hot pursuit of the robbers.
in hot water exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." figurative (in trouble) (mecazlı)başı dertte, başı belada z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 He found himself in hot water for being late for work.
piping hot,
piping
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
informal (very hot)çok sıcak, ateş gibi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He likes his coffee piping hot. This bowl of soup is piping.
sizzling,
sizzling hot
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
figurative (weather: very hot)(hava) çok sıcak, aşırı/bunaltıcı sıcak s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The weather was sizzling during Dan and Laura's weekend away.
sizzling hot adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." slang (sensational)heyecan verici s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 That girl in the yellow bikini's sizzling hot!
sizzling hot adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (very hot)yakıcı sıcak, aşırı sıcak s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The platter was sizzling hot, and I burned myself when I touched it.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'hot' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: hot [water, air, weather, food], the [water] is (too) hot, a hot [bath, shower, tub], daha fazlası...

hot' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'hot'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.