heart

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈhɑːrt/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/hɑrt/ ,USA pronunciation: respelling(härt)

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
heart nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (human organ)kalp i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He was so nervous that he could hear his heart beating.
 O kadar heyecanlıydı ki kalbinin atışını duyabiliyordu.
heart nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (animal organ) (hayvan)yürek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Scientists are working on using pig hearts for human transplants.
heart nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (centre of feelings) (mecazlı)gönül, yürek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 In his heart, he knew that she would stay loyal.
 Sevgilisinin kendisine sadık kalacağını gönlünde hissediyordu.
heart nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (centre of a place) (mecazlı)merkez, orta i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The heart of the city is alive with bars and restaurants.
 Şehir merkezi barlar ve restoranlarla canlılığını korumaktadır.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
heart nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (courage)cesaret, yüreklilik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The basketball player wasn't the tallest, but he played with a lot of heart.
heart nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (lettuce, cabbage) (marul, vb.)göbek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The hearts of butterhead lettuce are delicious with a vinaigrette.
heart nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (feelings, sympathy)vicdan i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 While my head says I should stay, my heart tells me to go.
heart nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (innermost part of [sth])orta kısım, merkez i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There are seeds at the heart of this fruit.
heart nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (core) (konu, vb.)öz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 At heart, the issue is quite simple. It is an argument over money.
heart nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (breast, bosom)göğüs, bağır i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The mother drew her children to her heart.
heart nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. dated (person)kişi, kimse, zat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She's a kind heart.
heart,
loveheart
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(shape: loveheart)kalp şekli, kalp i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The child drew a heart and coloured it red.
heart nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (cards) (iskambil)kupa i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She held three hearts and two diamonds in her poker hand.
heart nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (botany: tree core) (ağaç)damar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Many sailing ships were made from heart of oak.
heart n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood." (relating to the heart)kalple ilgili s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  kalp isim s.
 The old man has some heart problems.
hearts nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (card game) (iskambil)kupa i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
at heart advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (in essence)özünde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  esasında, aslında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Tyler makes a lot of mistakes, but he is a good person at heart. Marilyn's always been an animal lover at heart.
have [sth] at heart v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (consider, be concerned with)alakadar olmak, ilgilenmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I have your best interests at heart.
at the heart of [sth] preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (at the centre of [sth])-in temelinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  -in merkezinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 At the heart of the financial crisis there was a lot of greed.
broken heart nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (grief at end of romance)kırık kalp i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  kalp yarası, gönül yarası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Susie left NIck with a broken heart.
by heart advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (from memory)ezbere z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  ezberden z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I learnt the sonnet by heart.
change of heart nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (reversal of an attitude or feeling)fikir değişikliği i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  karar değişikliği i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I don't know what has brought about his change of heart, but Reza now says he'd love to come to France with me.
Cross my heart and hope to die interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" infantile (promise)yemin ederim ki, Allah canımı alsın ki ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Mum, I'll clean my room in the morning. Cross my heart and hope to die!
eat your heart out,
Eat your heart out!
interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!"
slang, figurative (be envious)tadını çıkarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  keyfini çıkarmak/yaşamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Ronaldo, eat your heart out! Worcester City striker Sean Geddes has just scored a sensational goal.
have a heart v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal, figurative (be compassionate)merhametli olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Have a heart and consider making a donation to this worthwhile charity.
have a heart interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal, figurative (be more compassionate) (mecazlı)anlayış göstermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  anlayışlı olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Have a heart! Timmy's only a child and didn't mean any harm.
heart and soul advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." figurative (with all one's being)canı gönülden, seve seve z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  canla başla z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Miranda threw herself heart and soul into her performance of the song.
heart attack nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (blocked circulation to the heart)kalp krizi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Shortness of breath and a pain in your arm may signal a heart attack.
heart disease nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (cardiac illness)kalp hastalığı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Heart disease is a serious health problem in the modern Western world.
heart failure,
congestive heart failure
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(cardiac condition)kalp yetmezliği i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He died of heart failure at the young age of 32. Because he was heavy, he was at risk for heart failure.
heart rate nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (rhythm of the heart)kalp hızı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  kalp atış hızı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Your heart rate increases when you exercise.
heart trouble nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (cardiac condition)kalp rahatsızlığı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He was rushed to the hospital because of heart trouble. My neighbor was having a lot of heart trouble, so they implanted a pacemaker in her shoulder.
heartthrob,
heart-throb
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(attractive or idolized person)çok yakışıklı/çekici erkek, yürek hoplatan erkek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Milly was so excited to meet her heartthrob that she fainted.
know [sth] by heart,
know [sth] off by heart
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
(have memorized)ezbere bilmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The students had to know the poem by heart.
know [sth] by heart,
know [sth] off by heart
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
informal (be completely familiar with)ezbere bilmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I never get lost in this neighborhood; I know it by heart.
large heart nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (generous nature) (mecazlı)cömertlik/yardımseverlik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  geniş kalp i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She's known for helping people in trouble; she has a large heart. The hospital volunteers have large hearts.
learn [sth] by heart v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (memorize)ezberlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 When I was a child I learned my times-tables by heart.
lonely heart nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (single person) (mecazlı)bekar kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There are many lonely hearts out there looking for someone to love.
lonely heart nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (personal advertisement)yalnız kalp i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Carol answered an advert in the lonely hearts.
murmur,
heart murmur
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(medicine: heart irregularity) (tıp)üfürüm, kalp üfürümü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The doctor says my heart murmur isn't serious.
open your heart v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (find or show compassion)merhamet göstermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  kalbini açmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Open your heart and your wallet; donate today to the Haiti relief effort!
open-heart surgery nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (cardiac operation)açık kalp ameliyatı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 They split his chest open and performed open-heart surgery to replace a faulty valve.
set your heart on [sth],
have your heart set on [sth]
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
(desire greatly, long for)can atmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  çok arzu etmek, çok istemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  gönül bağlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 She had set her heart on a trip to Japan. The little boy had his heart set on getting a puppy for Christmas.
take heart v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (feel encouraged)cesaretlenmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  cesaret almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 You can take heart in the improvements we see in the economy.
take [sth] to heart v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (take seriously, be upset by)içerlemek, zoruna/ağırına gitmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  ciddiye almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (tavsiye, vb.) kulak vermek, dinlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Jack made a joke about Sarah's hair, but she took it to heart and got upset.
take [sth] to heart v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (apply to oneself)içerlemek, zoruna/ağırına gitmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  ciddiye almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (tavsiye, vb.) kulak vermek, dinlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 She took all the advice to heart, and tried to be a better person.
to the heart of [sth] advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (to the centre, middle of [sth])tam ortasına, orta yerine, merkezine
  bağrına
 The explorers made their way to the heart of the jungle.
to the heart of [sth] advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." figurative (to the crux of [sth])tam ortasına, orta yerine, merkezine
  bağrına
 He wasted no time in getting to the heart of the problem.
win [sb]'s heart v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (endear yourself)kalbini kazanmak, kalbini fethetmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Our new neighbor's son won my heart when he raked up the leaves for us.
with all my heart advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." informal (completely and sincerely)bütün kalbimle z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  en içten duygularımla z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 My darling, I love you with all my heart.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'heart' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: the human heart, check your heart rate, a [pig, rat] heart, daha fazlası...

heart' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'heart'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.