WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
hear vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (perceive sound)duymak, işitmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He heard a crash in the kitchen and went to see what had happened.
 Mutfakta bir gürültü duydu (or: işitti) ve ne olduğuna bakmaya gitti.
hear vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (detect faint sound)duymak, işitmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Can you hear the train whistle?
 Tren düdüğünün sesini duyabiliyor musun?
hear viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (sound: be able to perceive)(kulakları) duymak, işitmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 She can no longer hear well and is becoming deaf.
 Artık kulakları iyi duymuyor, sağır oluyor galiba.
hear,
hear that
vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat."
(information: receive) (bilgiyi)duymak, işitmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Did you hear that Mr. Johnson has died?
hear [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (be in audience) (konser, vb.)dinlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 We went to hear the concert in the park.
hear [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (consider officially)yargılamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  dava görmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (mahkemede ifade)dinlenmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The court will hear his testimony on Tuesday.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
Hear,
hear!
interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!"
UK (imperative: endorse)onaylıyorum, katılıyorum ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 The Members of Parliament cried, "Hear, hear!"
hear viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." formal (listen with favor)kulak vermek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The manager will hear with sympathy, if you present your argument calmly.
hear [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (listen)dinlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Will you please hear what I have to say?
hear [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (mass: attend)katılmak, iştirak etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 We hear Mass every Sunday morning.
hear [sb/sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." informal (understand)anlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 I hear you, but I don't agree.
hear [sb/sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (listen with favor) (duaları, vb.)işitmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
Not: This sense is often used in a religious context.
 Pray for forgiveness and the Lord will hear you.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
hear about [sth/sb] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] (learn latest news)haberini almak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  duymak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Did you hear about the earthquake in Japan?
hear from [sb] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] (receive news from [sb])haber almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Do you hear from David these days? She hasn't heard from her brother in 3 months.
hear of [sth] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] (be told about [sth])duyum almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  öğrenmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 If I hear of any jobs opening up I will let you know.
hear [sb] out vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (listen to the end) (birisini)sonuna kadar dinlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I won't believe his excuse, but I'll hear him out.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
hear [sth] from [sb] vtr + prep (learn [sth] via [sb])-den duymak, -den işitmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I heard from your mother that you're getting married next year?
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

hearer' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'hearer'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.