Bu sayfada: hanging on, hang, hang on

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
hanging on adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (barely surviving)hayata tutunmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 They only gave him three months to live but he's still hanging on.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
hang [sth] from/off [sth] vtr + prep (suspend from a fixed point)asmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Let's hang that plant from a hook in the ceiling.
 Bu saksıyı tavandaki çengele asalım.
hang [sth] on/from [sth] vtr + prep (fasten to wall, etc.) (duvara)asmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 What do you think about hanging the mirror on that wall?
hang [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (painting: display) (tablo)asmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The curators hung the Dalí paintings at the museum.
hang [sth] with [sth] vtr + prep (adorn, decorate)süslemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  asmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Hang the Christmas tree with glass baubles.
hang over [sth] vi + prep (hover, dangle)kaplamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (bir şeyin üzerinde)asılı kalmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The fog hung over the town all morning.
hang [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (execute by hanging)asmak, asarak idam etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 In the nineteenth century, it was common to hang criminals.
hang viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (die by hanging)asılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  ipe çekilmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The thief will hang when they discover his crimes.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
hang nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (way [sth] hangs)duruş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  döküm i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I like the sheen of satin, but I prefer the hang of velvet.
hang viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." slang (stay, wait)beklemek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  (yerinde)kalmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 We are just going to hang here till the band arrives.
hang viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (hover, dangle)asılı kalmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The thick smoke stayed in the air, just hanging, for at least a day after the fire.
hang over [sb] vi + prep figurative (cause worry)endişelendirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I can't relax with these exams hanging over me.
hang for [sth] vi + prep figurative, informal (pay a price, be punished)bedelini ödemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  cezasını çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
hang [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (suspend with hinges)takmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  tutturmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The carpenters hung the door on its hinges.
hang [sth] on [sth] vtr + prep US, colloquial (attach)iliştirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  eklemek, ekleme yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The government hung a tax provision on the housing bill.
hang [sb] for [sth] vtr + prep figurative, informal (punish) (mecazlı)bedelini ödetmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  cezalandırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The opposition is going to hang that politician for his actions.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
hang on [sth] vi + prep figurative (attend closely)dikkatle dinlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (mecazlı)kulak vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The speech was so interesting that the audience was hanging on every word. She idolises him, and hangs on his every word.
hang on vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." informal (wait for a moment)beklemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Hang on please and I'll be with you in a couple of minutes.
hang on vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." US, informal (telephone: hold) (telefonda)beklemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Hang on please, I'm just putting you through.
hang on [sth/sb] vi + prep (depend)bağlı olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I don't know if we will be able to fly today, it all hangs on the weather.
hang on [sth/sb] doing [sth] vi + prep (depend)bağlı olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Eş anlamlılar: dependent, daha fazlası...

hanging on' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'hanging on'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.