hammer

UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈhæmər/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ˈhæmɚ/ ,USA pronunciation: respelling(hamər)

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
hammer nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (tool for banging in nails)çekiç, tokmak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Sarah had to buy a hammer and nails so she could hang her pictures on the walls of her new apartment.
hammer [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (hit with a hammer)çekiçle çakmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  çekiçlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Ron hammered the nails into the board.
hammer vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (hit without hammer)yumruk atmak, yumruklamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
hammer nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (part of a mechanism)(tüfek, vb.) horoz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Derek pulled the hammer back on his gun.
hammer nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (object thrown in sports event) (spor)çekiç i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
hammer viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (use a hammer)çekiçle vurmak, çekiçlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The smith hammered at the chunk of steel for hours.
hammer viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (hit, pound)vurmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  dövmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Jim hammered on the door with his fist.
hammer [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (use a hammer)çekiçle işlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The smith hammered the horseshoe into shape.
hammer [sth] into [sb] vtr + prep figurative (repeat or instill forcefully) (birisine bir şeyi)aşılamaya çalışmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  tekrarlayarak öğretmeye çalışmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  kafasına çakmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Jon's mother tried very hard to hammer good manners into him during his childhood.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
hammer away at [sth] vi phrasal + prep informal, figurative (persist)üzerinde çok çalışmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  dört elle sarılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 If you want to finish your novel, you need to just hammer away at it every day.
hammer [sth] down,
hammer down [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(UK, sell at a auction)açık artırma ile satmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  müzayedeyle satmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
hammer [sth] out,
hammer out [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(beat: a rhythm)ritim tutmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The drummer hammered out a rhythm and the band began to play.
hammer [sth] out,
hammer out [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
informal, figurative (work hard to negotiate) (soruna, vb.)çözüm bulmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  tartışarak çözümlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Though they had differing viewpoints, John and Sally hammered out a compromise.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
hammer [sth] down,
hammer down [sth]
vtr + adv
(nail, etc.: insert using hammer) (çekiçle)çivilemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
hammer [sth] down,
hammer down [sth]
vtr + adv
figurative (plan: fix) (plan, vb.)yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  tasarlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Before we buy the materials, let's hammer down a work schedule.
under the hammer advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." figurative (for sale at auction)açık artırmada
  açık artırmada olmak/satılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The building, which dates back to the 1870s, is to go under the hammer later this month.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'hammer' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: competes in the hammer [toss, throw], hit my [thumb, hand] with a hammer, dropped a hammer on my [toe, foot], daha fazlası...

hammer' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'hammer'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.