grounded

UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈɡraʊndɪd/

Bu sayfada: grounded, earth, ground

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
grounded adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (based)kurulmuş, tesis edilmiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yerleşik s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
grounded adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (aircraft: not in service)(uçak) yere indirilmiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The plane is grounded because of bad weather.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
grounded adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (confined person)cezalı (kimse) s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
earth nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. uncountable (soil)toprak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Farms are successful because the earth is so rich here.
 Bu bölgede toprak çok verimli olduğundan çiftlikler iyi iş yapıyor.
earth nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. uncountable (ground)yer, zemin i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yeryüzü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The bomb fell to earth.
 Bomba yere düştü.
earth nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. UK (electrical wire: ground) (elektrik)toprak hattı, topraklama hattı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 You must remember to connect the earth properly.
earth [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." UK (electricity: connect ground wire)topraklamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Is that plug earthed?
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
earth nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. uncountable (lair) (toprağın altındaki)in, yuva i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The hunted fox went to earth when it heard the hounds.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
ground nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (surface of the earth)yer, zemin, toprak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The coconut fell to the ground right beside us.
 Hindistan cevizi hemen yanımıza, toprağa (or: yere) düştü.
ground nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (soil)toprak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The ground here is rich in colour and minerals.
 Burada toprak renk ve maden açısından zengindir.
ground nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (area)saha, alan i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  bölge i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 During the search, we need to cover all the ground - the whole area.
grounds nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (property associated with a house) (mülk)arazi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The grounds of the mansion extended to the river.
ground nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. usually plural (area used for sports) (spor)saha i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We used to play football on the old school sports ground.
ground nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. usually plural (basis, reason)temel i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  gerekçe i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  dayanak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 On what grounds do you base your conclusions? The judge said she had no grounds to believe he would reoffend.
ground [sb] in [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (educate)eğitmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The tennis pro grounded his students in the basics.
ground [sth] on [sth],
ground [sth] in [sth]
vtr + prep
(base on) (bir sebebe, vb.)dayandırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
ground [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." esp US, informal (punish by keeping indoors) (ceza olarak)eve kapatmak, evden dışarı çıkartmamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 His parents grounded him for two weeks.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
ground adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (subjected to grinding) (kıyma, vb.)çekilmiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  öğütülmüş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Ursula tipped the ground coffee beans into the pot.
ground adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." US (meat: minced) (et)kıyılmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  kıyma yapılmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The ground beef was made into hamburgers.
ground nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US (electrical wire: earth) (elektrikte)toprak hattı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 US electrical plugs have two live pins and one ground.
 ABD'deki elektrik fişlerinin iki canlı ve bir de toprak pimi vardır.
grounds nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (coffee, drinks) (kahve)telve i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There were always some grounds left in the bottom of her coffee cup.
ground viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (be stranded) (gemi, vb.)karaya oturmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  mahsur kalmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The ship grounded on a sand bar.
ground [sth] in [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." often passive (base)dayandırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  temellendirmek, temel almak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (bir sebebe)dayanmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 His argument was grounded in his belief in God.
ground [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (prevent from flying) (uçak)uçuşu önlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  uçuş izni vermemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The plane was grounded because of mechanical problems.
ground [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." US (electricity: connect earth wire) (elektrik)topraklamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 This connection grounds the device to keep it from shocking you.
ground [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." often passive (strand)karaya oturtmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The ship was grounded on a desert island.
ground [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (American football: throw to the ground)yere atmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The quarterback grounded the ball to stop the play.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Eşdizimler: you're grounded!, I can't [come, go], I'm grounded, am grounded for a week, daha fazlası...

grounded' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'grounded'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.