ground

UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈgraʊnd/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/graʊnd/ ,USA pronunciation: respelling(ground)

From the verb grind: (⇒ conjugate)
ground is: Click the infinitive to see all available inflections
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."
Bu sayfada: ground, earth, grind

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
ground nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (surface of the earth)yer, zemin, toprak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The coconut fell to the ground right beside us.
 Hindistan cevizi hemen yanımıza, toprağa (or: yere) düştü.
ground nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (soil)toprak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The ground here is rich in colour and minerals.
 Burada toprak renk ve maden açısından zengindir.
ground nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (area)saha, alan i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  bölge i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 During the search, we need to cover all the ground - the whole area.
grounds nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (property associated with a house) (mülk)arazi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The grounds of the mansion extended to the river.
ground nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. usually plural (area used for sports) (spor)saha i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We used to play football on the old school sports ground.
ground nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. usually plural (basis, reason)temel i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  gerekçe i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  dayanak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 On what grounds do you base your conclusions? The judge said she had no grounds to believe he would reoffend.
ground [sb] in [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (educate)eğitmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The tennis pro grounded his students in the basics.
ground [sth] on [sth],
ground [sth] in [sth]
vtr + prep
(base on) (bir sebebe, vb.)dayandırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
ground [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." esp US, informal (punish by keeping indoors) (ceza olarak)eve kapatmak, evden dışarı çıkartmamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 His parents grounded him for two weeks.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
ground adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (subjected to grinding) (kıyma, vb.)çekilmiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  öğütülmüş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Ursula tipped the ground coffee beans into the pot.
ground adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." US (meat: minced) (et)kıyılmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  kıyma yapılmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The ground beef was made into hamburgers.
ground nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US (electrical wire: earth) (elektrikte)toprak hattı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 US electrical plugs have two live pins and one ground.
 ABD'deki elektrik fişlerinin iki canlı ve bir de toprak pimi vardır.
grounds nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (coffee, drinks) (kahve)telve i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There were always some grounds left in the bottom of her coffee cup.
ground viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (be stranded) (gemi, vb.)karaya oturmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  mahsur kalmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The ship grounded on a sand bar.
ground [sth] in [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." often passive (base)dayandırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  temellendirmek, temel almak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (bir sebebe)dayanmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 His argument was grounded in his belief in God.
ground [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (prevent from flying) (uçak)uçuşu önlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  uçuş izni vermemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The plane was grounded because of mechanical problems.
ground [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." US (electricity: connect earth wire) (elektrik)topraklamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 This connection grounds the device to keep it from shocking you.
ground [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." often passive (strand)karaya oturtmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The ship was grounded on a desert island.
ground [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (American football: throw to the ground)yere atmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The quarterback grounded the ball to stop the play.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
earth nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. uncountable (soil)toprak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Farms are successful because the earth is so rich here.
 Bu bölgede toprak çok verimli olduğundan çiftlikler iyi iş yapıyor.
earth nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. uncountable (ground)yer, zemin i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yeryüzü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The bomb fell to earth.
 Bomba yere düştü.
earth nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. UK (electrical wire: ground) (elektrik)toprak hattı, topraklama hattı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 You must remember to connect the earth properly.
earth [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." UK (electricity: connect ground wire)topraklamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Is that plug earthed?
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
earth nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. uncountable (lair) (toprağın altındaki)in, yuva i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The hunted fox went to earth when it heard the hounds.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
grind vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (mill)(değirmende) öğütmek, değirmenden geçirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
grind [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." US (meat: turn to mince)öğütmek, çekmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Maggie ground meat for the burgers while Tom fired up the grill.
grind vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (to particles)ufalamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
grind viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (rub together harshly)sürtünmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  gıcırdamak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Shifting carelessly always made the gears grind in the old car.
grind vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (teeth)dişleri gıcırdatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
grind nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative, informal (monotonous work, routine)monoton/sıkıcı iş, angarya i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 After Sunday, it's back to the regular grind at work.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
grind nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (grain size of coffee)çekilmiş kahve i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The French press uses a coarser grind than the one Heather has.
grind viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (turn crank)sapından tutup çevirmek, döndürmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
grind viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (dance)dans etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The college kids spent their weekends drinking and grinding at the clubs instead of studying.
grind viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (poker strategy)çeviri bulunamıyor
grind [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (shape by friction)aşındırarak şekil vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Fred worked at the eye doctor's office and ground lenses for a living.
grind [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (knife, blade: sharpen) (bıçak, vb.)bilemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The chef uses a whetstone to grind his kitchen knives.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
ground | earth | grind
İngilizceTürkçe
break ground vtr + n figurative (be first to do [sth](mecazlı)çığır açmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (mecazlı)ilke imza atmak, bir ilki gerçekleştirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 She's breaking ground with her innovative approach.
breeding ground nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (place where animals breed)üreme alanı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The swamp was a breeding ground for many species of waterfowl.
breeding ground nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (place: [sth] spreads) (mikrop yuvası, vb., mecazlı)yuva i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 That drug-infested neighborhood is a breeding ground for violence.
breeding ground nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (circumstances: [sth] spreads) (bir şeyin yayılması için gerekli)ortam i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Poor economic conditions created a perfect breeding ground for the revolution.
burn to the ground v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (be destroyed by fire)yanıp kül olmak, yanıp yok olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  yanıp gitmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The house burnt to the ground.
campground,
camp ground,
camping ground (US),
campsite,
camp site,
camping site (UK)
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(site of or for a camp)kamp alanı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Please put up tents only in designated campgrounds.
 Lütfen çadırları yalnızca belirlenen kamp alanları içerisine kurun.
common ground nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (shared interests)ortak nokta i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  ortak payda i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We started dating because we had a lot of common ground in our likes and dislikes.
cover,
ground cover
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(ground)yer örtüsü, toprak örtüsü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 These short plants provide good ground cover.
dumping ground nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (rubbish tip, refuse area)çöplük i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The factory used its neighbor's fields as a dumping ground for its toxic waste.
get off the ground v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (project: start well) (iş, proje, vb.)iyi başlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Without funding, the project will never get off the ground.
get [sth] off the ground v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (start: a project) (iş, proje, vb.)başlatmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I have a great idea for a business, but I'll need money to get it off the ground.
ground beef (US),
minced beef,
beef mince (UK)
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(minced cattle meat)kıyma, dana kıyma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The meat for ground beef usually comes from several different cows.
ground floor (UK),
first floor (US)
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(ground level of a building) (bina)giriş katı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  zemin kat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
Not: A hyphen is used when the term is an adjective
 Office buildings often have shops on the ground floor. The cafeteria is on the first floor, just off the lobby.
ground-floor (UK),
first-floor (US)
n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood."
(storey: at ground level)zemin kattaki s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  giriş katındaki s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Brian lived in a ground-floor flat.
ground floor nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, figurative (entry-level job)giriş düzeyinde iş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Harry started on the ground floor and worked his way up.
ground-floor n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood." US, figurative (job: entry-level) (mevki, pozisyon)en alt s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  başlangıç seviyesindeki s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
ground floor nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (beginning of [sth])başlangıç i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
ground level,
ground-level
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(at the level of the ground)yer seviyesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  zemin seviyesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Many good photos of plants are taken at ground level.
ground level,
ground-level
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(floor nearest the ground)giriş katı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
Not: A hyphen is used when term modifies another noun.
 Kitchenware is located at ground level in this store. Most buildings are entered at ground level.
ground level,
ground-level
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
figurative (lowest level of hierarchy) (mecazlı)en düşük seviye i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
Not: A hyphen is used when term modifies another noun.
 Recruits and conscripts normally enter the military at ground level.
ground pork (US),
pork mince,
minced pork (UK)
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(finely chopped pig meat)domuz kıyması i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
ground up,
ground-up
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(minced or pulverized)ezilmiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  toz haline getirilmiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  kıyılmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Garam masala is made from ground-up spices and is used in making curries.
Ground Zero nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (World Trade Center site) (İkiz Kulelerin bulunduğu yer)Sıfır Noktası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The US president visited Ground Zero in New York in the wake of the September 11 attacks.
groundbreaking,
also UK: ground-breaking
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
figurative (revolutionary, innovative)çığır açan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yenilikçi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (gündelik dil)ezber bozan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He received the Nobel Prize for his groundbreaking research in genetics.
groundbreaking,
also UK: ground-breaking
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(start of building project) (bina)temel atma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
groundwater,
ground water
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(water beneath the soil)yeraltı suyu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
hamburger nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US (meat: ground beef)kıyma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Mom needs a pound of hamburger to make meatballs.
hunting grounds,
hunting ground
nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors."
(game-tracking area)av alanı, av bölgesi, avlanma alanı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Officials are trying to balance conservation with access to hunting grounds.
middle ground nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (compromise)orta yol i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  ortak nokta i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He wants a city break whereas I want a beach holiday, so we will have to find some middle ground.
mince nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. UK (ground beef, lamb, etc.)kıyılmış et, kıyma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Tom bought some fresh mince from the butcher.
on solid ground advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (on terra firma)sağlam temelde/temele z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  sağlam zeminde/zemine z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 After a few weeks at her new job, Emily began to feel like she was on solid ground. It was a relief to get off the ship and back on solid ground.
on the ground advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." figurative (at the scene)olay yerinde, olay mahallinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 We have journalists on the ground reporting live from the scene.
tee,
teeing ground
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(golf: area round begins) (golf)başlama yeri i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'ground' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eş anlamlılar: soil, dirt, earth, dust, sod, daha fazlası...
Eşdizimler: ground the [wire, outlet, circuit], the [hard, cold, dirty] ground, ground [services, staff, crew, operators, forces], daha fazlası...

ground' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'ground'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.