WordReference tam bu tümceyi çeviremiyor ancak her bir kelimeye tıklayarak anlamını görebilirsiniz.

great albacore


Aradığınız tam cümleyi bulamadık.
"great" için olan girdi aşağıda gösterilmektedir.

Ayrıca bakınız: albacore

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
great adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." informal (excellent)mükemmel, fevkalade, harika s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The concert was great!
great interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (very good!)harika, mükemmel, fevkalâde ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 You got the job? Great!
 İşe alındın mı? Harika!
great adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (numerous)çok sayıda s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  fazla s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 There was a great crowd outside the door.
great adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (unusual in intensity)müthiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He had a great love for the Scottish Highlands.
great adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (expert)yetenekli, kabiliyetli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 She's great at crosswords.
 Bulmaca çözmede çok yeteneklidir.
great adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (unusual in degree)müthiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The party was a great success.
 Müthiş bir partiydi.
great advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." informal (very well)çok iyi z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 You did great.
 Çok iyi yaptın.
great adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (unusual in power)muazzam, müthiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Her death was a great blow to him.
great adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (important)önemli, büyük s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Beethoven's Ninth is one of the great pieces of music of its era.
 Beethoven'ın Dokuzuncu Senfonisi, çağının en önemli eserlerinden biridir.
great adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (eminent)ünlü, saygın, seçkin s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Churchill was one of Britain's great leaders.
 Churchill, İngiltere'nin ünlü liderlerinden biriydi.
great adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (principal, chief)büyük s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  esas, ana s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The ball will be held in the Great Hall.
 Balo, Büyük Salon'da düzenlenecektir.
great adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (very large)çok büyük, muazzam s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 A tsunami is a great wave, often caused by an earthquake or volcano.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
great adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (lofty)yüksek s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  ali, ulvi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He's full of great thoughts.
great adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (of good reputation) (aile, vb.)çok iyi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  saygın, seçkin s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He came from a great family.
great adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (very admirable)mükemmel, fevkalâde, harika, şahane s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 That was a great speech you gave.
 Çok mükemmel bir konuşma yaptın.
great nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. ([sb] important)seçkin kimse, saygın kimse, büyük i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He's one of history's greats.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
a great deal,
a good deal
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(bargain)iyi fiyat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I chose the car because it was reliable and a great deal.
a great deal,
a good deal
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(much, large amount)çok fazla şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I have a great deal to accomplish before the end of the semester.
a great deal of [sth],
a good deal of [sth]
exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own."
(large amount of [sth])hayli, bir hayli, epey s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  pek çok, çok s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Her presidential campaign had a great deal of success at the local level.
a great deal,
a good deal
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(greatly, very much)çok s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I value your input a great deal.
a great deal,
a good deal
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(considerably)oldukça z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  epeyce z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  hayli, bir hayli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I'm feeling a great deal better since I ate some soup.
a great time nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (fun, enjoyment)eğlence i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  iyi vakit i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Thanks so much for inviting me; I had a great time!
the beyond,
the great beyond
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(the afterlife)ahiret i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (gündelik dil)öbür dünya i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The dying woman hoped to meet her beloved husband again in the beyond.
Britain nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. abbreviation (Great Britain) (İngiltere, Galler ve İskoçya)Britanya i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There will be rain across most parts of Britain this weekend.
GB,
G.B.
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
initialism (Great Britain: England, Scotland, Wales)Büyük Britanya, İngiltere i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Maxwell shows his British pride with a "GB" bumper sticker on his car.
great abundance nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (plentiful amount)büyük miktar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  bolluk, bereket, çokluk i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There always seem to be a great abundance of fools.
Great Barrier Reef nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (reef off Australian coast)Büyük Bariyer Resifi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
great big adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." informal (huge)çok büyük, kocaman s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Anna noticed a great big spot on her face.
Great Britain nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (England, Wales, Scotland)Büyük Britanya i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  İngiltere i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 During the Victorian Era, Great Britain had a huge empire.
Great Dane nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (breed of large dog) (köpek cinsi)Danua i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
the Great Depression nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (economic crisis of 1930s) (1930'larda yaşanan)Büyük Buhran i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We haven't seen this kind of economic turmoil since the Great Depression. My grandparents were children during the Great Depression.
great fun adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." informal (enjoyable)çok eğlenceli/zevkli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Our day out at the theme park was great fun.
great grandfather,
great-grandfather
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(father of a grandparent)büyük dede i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 My great-grandfather fought in the First World War.
great grandmother,
great-grandmother
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(mother of a grandparent)büyük nine i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Cars hadn't even been invented when my great grandmother was a young girl.
Great minds think alike. exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." humorous (We have the same idea.)aklın yolu birdir deyim
great price nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (value for money, cheap cost)çok iyi/uygun fiyat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 That's a great price for a machine with those features.
great value nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (well worth the money)büyük değer i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  kaliteli ve uygun fiyatlı oluş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 At £4 each, the tickets are great value as they allow unlimited bus travel throughout the day.
great work nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (job: done well)(sanat) büyük eser, sanat şaheseri i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Her boss congratulated Chloe on her great work.
great-aunt,
Great-Aunt,
grandaunt,
Grandaunt
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(grandparent's sister)büyük teyze i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
Not: Takes a capital letter when used as a title or term of address
 My great-aunts Cora and Clarice still live in the house they were born in.
great-aunt,
Great-Aunt,
grandaunt,
Grandaunt
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(great-uncle's wife)büyük teyze i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
Not: Takes a capital letter when used as a title or term of address
 My great-aunt Nelly is 88 years old.
great-uncle nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (brother of your grandparent)büyük amca i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 My great-uncle owns a small farm in Iowa.
Great-Uncle nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (term of address: parent's uncle)büyük amca i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Great-Uncle Pete, meet my wife, Mary!
in great measure advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (largely)büyük ölçüde, önemli ölçüde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 The President's re-election chances are in great measure tied to the health of the economy.
matter of importance,
matter of great importance
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
([sth] significant)önemli konu/durum i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I can't play with you now; I have matters of importance to deal with. I need to speak to the President now, it is a matter of great importance!
Sounds great interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (accepting a suggestion or invitation)olur tabii ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
Sounds great interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (expressing enthusiasm)harika ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

great albacore' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'great albacore'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.