WordReference tam bu tümceyi çeviremiyor ancak her bir kelimeye tıklayarak anlamını görebilirsiniz.

good fellowship


Aradığınız tam cümleyi bulamadık.
"good" için olan girdi aşağıda gösterilmektedir.

Ayrıca bakınız: fellowship

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (better than average)iyi, güzel s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 This soup is good.
 Bu çorba çok güzel.
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (favorable) (hava, vb.)güzel, iyi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The weather forecast is good for tomorrow.
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (well behaved)uslu, terbiyeli, edepli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Now you be good while I'm gone, do you hear?
 Ben yokken uslu olun, tamam mı?
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (adequate) (yeterli)iyi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 You can earn a good living as a mechanic.
good for [sb/sth] adj + prep (healthy)sağlıklı, sağlığa yararlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Cod liver oil is supposed to be good for you.
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (fresh)bozulmamış, taze s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Is that milk still good?
 O süt hâlâ taze mi?
good for [sb/sth] adj + prep (beneficial)yararlı, faydalı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  hayırlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Whoever said that pain is good for the soul?
the good of [sth/sb] exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." (benefit, advantage)fayda, yarar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  iyilik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Political decisions should always be for the good of the people.
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (virtuous)iyi, hayır sahibi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He's a good man.
 İyi adamdır.
good for [sth],
good for doing [sth]
adj + prep
(useful)kullanışlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  uygun, münasip s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Shoe boxes are good for storing old postcards and letters.
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (competent)yetkin s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  becerili, hünerli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  işinin ehli, ehil s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 She's a very good accountant.
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (right, correct)doğru s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Good answer!
 Cevabın doğru.
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (worthy)saygın, değerli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  şerefli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 You've ruined our family's good reputation.
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (refined)incelikli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  düzeyli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He's got good taste in wine.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
be good at [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (be skilled, talented)-e yeteneği olmak, -e kabiliyeti olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (bir konuda)iyi olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He is good at anything related to numbers.
be good with [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (be skilled with)-de iyi olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  arası iyi olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 My sister is good with numbers but I'm better at languages.
be good with [sb/sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (people, animal: handle well)ile arası iyi olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He is good with children and animals.
be good for [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (be valid: for a duration) (bir süreye kadar)geçerli olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Your international driving licence is good for one year; you can renew it after that.
be good for [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (be equivalent in value to)için geçerli olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Your admission ticket is also good for one drink at the bar when you get inside.
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (suitable)uygun, münasip, yerinde s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Is lasagne a good thing to serve to your parents?
 Lazanya, anne ve babana ikram etmek için uygun bir yemek mi sence?
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (functioning)çalışan, işler durumdaki s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  iyi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 You'll have to speak into my good ear if you want me to hear.
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (tastes nice)tadı güzel, leziz, lezzetli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 This is a really good apple.
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (genuine) (taklit veya sahte olmayan)gerçek, hakiki, sahici s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I can't tell if this certificate is good or not.
 Bu belgenin gerçek olup olmadığından emin değilim.
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (wise)akıllıca, akıllı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Those stocks were a good investment.
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." informal (thorough)esaslı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  kapsamlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  adamakıllı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 This house needs a good cleaning.
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (fertile)verimli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 There's lots of good soil in this part of the country.
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (devout)dindar, dini bütün, dinine bağlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  sadakatli, sadık s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He's a good Catholic.
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (loyal)sadık s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  vefakar s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He's a good union man.
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (skin: clear) (cilt)pürüzsüz, güzel s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 She has good skin.
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (clothes: most dressy) (giysi)en şık, en güzel s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 You should wear your good suit for this dinner.
good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (sport: in bounds) (servis atışı)iyi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 His first serve was good.
good advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." US, informal (well) (çalışmak, vb.)iyi z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 This car runs good.
good interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (approval)güzel ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 "Good," said the teacher when the student handed in his homework on time.
good nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (benefit, sake)yarar, fayda i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I did it for the good of all of us.
 Bu işi, hepimizin faydasını gözeterek yaptım.
good nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (merit)fayda, yarar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There's a lot of good in his idea.
good nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (virtue)erdem, fazilet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  iyilik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 You should always seek out the good in people.
good nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (purpose)amaç, gaye i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 What good is it to ask all these questions without answering them?
the goods nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." figurative, slang (information, evidence)bilgi, istihbarat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The police are hoping that their informer will come up with the goods.
goods nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (merchandise, commodities) (ticari)mallar çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
  ürünler, mamuller çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
 The company promised to deliver the goods within 24 hours.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
a great deal,
a good deal
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(bargain)iyi fiyat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I chose the car because it was reliable and a great deal.
a great deal,
a good deal
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(much, large amount)çok fazla şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I have a great deal to accomplish before the end of the semester.
a great deal of [sth],
a good deal of [sth]
exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own."
(large amount of [sth])hayli, bir hayli, epey s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  pek çok, çok s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Her presidential campaign had a great deal of success at the local level.
a great deal,
a good deal
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(greatly, very much)çok s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I value your input a great deal.
a great deal,
a good deal
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(considerably)oldukça z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  epeyce z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  hayli, bir hayli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I'm feeling a great deal better since I ate some soup.
any good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." informal (sufficient quality)kaliteli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  iyi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I don't think his later films are any good.
any good adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." informal (at all effective)etkili s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  işe yarar s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Was the ointment I gave you any good?
as good as exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." (of equal quality to)kadar iyi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He is as good at maths as my brother.
as good as exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." (nearly; virtually)neredeyse z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  hemen hemen z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I've worked all night on the picture and it's as good as finished.
be good interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (do not misbehave)uslu dur, uslu ol ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
common good nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (benefit of everyone)kamu yararı, kamu menfaati i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Being honest with each other is for the common good.
do a good deed v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (perform a charitable act)iyilik yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 When someone joins the Boy Scouts, one of the requirements is to do a good deed every day.
do good v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (perform charitable acts)hayır işlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  iyilik etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 If I were a millionaire, I would use my wealth to do good.
do good v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." slang (do well, do [sth] successfully)başarılı olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  başarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 You can do good if you just try.
feel good vi + adj (be happy, optimistic)keyifli olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  neşeli olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  morali yüksek olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I feel good now that my exams are over. Springtime always makes me feel good.
feel good vi + adj (not feel guilty)iyi hissetmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
for good advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (permanently)temelli, temelli olarak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  kalıcı bir şekilde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  kalıcı olarak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  sonsuza dek z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 His severe injury ended his sports career for good.
get off to a good start v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." informal (begin well)iyi bir başlangıç yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Our new employee has gotten off to a good start.
good afternoon interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (greeting)iyi günler ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  tünaydın ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Phil wished me good afternoon as he passed me in the corridor.
good buy nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (bargain)kârlı alışveriş, kazançlı alışveriş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I got a good buy on these drinks, only $1 per bottle.
good cheer nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (joyfulness)yiyip içme/eğlenme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The party guests were in good cheer.
good day nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (day spent well)iyi bir gün, güzel bir gün i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 William had a good day at the races, winning a considerable amount of money.
Good day! interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" formal (salutation)iyi günler ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Samuel wished us "Good day!" as he passed by.
Good day to you! interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" formal (salutation)merhabalar ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 "Good day to you!" shouted Jenkins from across the street.
good enough adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (satisfactory)yeterince iyi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 It isn't the best computer available, but it's good enough for my needs.
good evening interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (greeting)iyi akşamlar ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 "Good evening, Sir. Are you ready to order?" asked the waiter.
good example nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (model for others)iyi örnek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 As a teacher, it is important to set a good example for your students.
good faith,
good-faith
n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood."
(law: as an indication of sincerity) (hukuk)iyi niyet isim s.
good for nothing,
good-for-nothing
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
informal (person: lazy) (kişi)tembel s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  beceriksiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
Not: Hyphens are used when the adjective precedes the noun.
 My brother's a good-for-nothing scrounger.
good for nothing,
good-for-nothing
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
informal (useless)işe yaramaz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (argo)beş para etmez s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 My Dad thinks I wasted 4 years of college on a good-for-nothing Philosophy degree.
good for you adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (healthful)sağlıklı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  faydalı, sağlığa faydalı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Eating plenty of fruits and vegetables is good for you.
good for you interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (well done!)aferin, aferin sana ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 You have lost 10 pounds already? Good for you!
Good Friday nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (Friday before Easter Sunday)Paskalya yortusundan önceki Cuma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 In the UK, it's traditional to eat hot cross buns on Good Friday. We will not have class on Good Friday.
good friend nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. ([sb] close, trusted)iyi dost, iyi arkadaş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 My good friend will always tell me the truth, and always in a kind way.
good fun nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. ([sth] enjoyable)eğlence i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It was always good fun going sailing with my cousin's family.
good grades nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (high marks: in exams, tests) (okul)yüksek notlar, iyi notlar çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
 She needs good grades to get to University.
good grief interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (disbelief)hadi ya ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  deme ya ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  yok canım ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 "Good grief! Ben's finally managed to pass his driving test!"
good grief,
Good grief!
interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!"
informal (exasperation)işe bak ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 "Good grief! We must have been here for at least half an hour and still haven't been served."
good guy nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (decent man)iyi adam, iyi kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I'm glad she's going out with Rob: he's a good guy.
good health nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (healthiness, fitness)iyilik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  sağlık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  afiyet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I am lucky to enjoy good health.
good idea nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (wise suggestion)iyi fikir i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It is a good idea to brush your long hair before going to sleep. It wasn't a good idea to eat that third piece of cake.
good idea nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (clever invention)akıllıca fikir i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Sliced bread was a good idea.
Good idea! interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (yes, agreed, let's do that)iyi fikir ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 "Let's go to the movies." "Good idea! Sounds like fun." .
Good job! interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (expressing admiration)aferin ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  (gayri resmi)helal ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  iyi iş çıkardın ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 That's an awesome painting. Good job!
Good job,
It's a good job
interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!"
UK, informal (it is fortunate)iyi ki, neyse ki ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Good job you remembered your umbrella!
good luck nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (good fortune)iyi şans, iyi talih i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  uğur i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It was such good luck that I ran into him yesterday. This item brings me good luck.
good luck charm nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (trinket worn for good fortune)uğur getirdiğine inanılan şey, uğur tılsımı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Many people carry a rabbit's foot or four-leaf clover for a good luck charm.
be good manners v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (be courteous)görgü kurallarına uygun olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  nezaket kurallarına uygun olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 In many countries, it is not good manners to eat with your fingers.
good mood nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (cheerful frame of mind)yüksek moral i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  iyi keyif i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She has good moods and bad moods – there's no predicting it.
good morning interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (hello: before noon)günaydın, iyi sabahlar ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Good morning! You're up bright and early today!
good name nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (reputation)iyi nam, iyi şöhret i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Although they were never proven, the allegations tarnished his good name. A good name is worth more than riches.
good neighbor (US),
good neighbour (UK)
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(helpful person)iyi komşu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It is important to be a good neighbour and to recognize how we affect the community in which we live.
good news nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. ([sth] welcome)iyi haber i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  sevindirici haber i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The cut in VAT was good news for shoppers.
(a) good night nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (enjoyable evening, night)iyi geceler ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 We had a steak dinner and lots of laughs--it was a good night.
good old days nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (past times viewed with nostalgia)eski güzel günler çoğ i
  hey gidi günler
 Some people miss those good old days when the pace of life was slower.
good point nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (insightful comment)faydalı öneri i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Miriam raised several good points during the discussion.
Good point! interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (insightful comment)iyi tespit ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 "Some people won't be able to attend the meeting if we hold it on Friday." "Good point!"
good point nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. often plural (positive trait)iyi özellik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  iyi yön i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 One of Hugh's good points is his generosity.
good price nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (reasonable cost)uygun fiyat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The hotel offers good prices for rooms.
good prospect nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (promising opportunity)gelecek vaadeden şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  umut veren şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 China is currently a good prospect for foreign investors.
good prospect nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (person: likely to do well)iyi bir aday i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 This young Formula 1 driver looks a good prospect for next season.
Good Samaritan nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (Biblical character) (İncil)Samiriyeli i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The pastor preached about the Good Samaritan today.
Good Samaritan,
good samaritan
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
figurative (helpful person)merhametli kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  karşılık beklemeden yardım eden kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 When I got a flat tire, a couple of good samaritans came by and changed my tire for me.
good sense nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (sensible judgement)sağduyu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It is good sense to take the time to carefully consider the available options.
good shape nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (physically fit condition) (fiziksel olarak)formda s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He's in good shape for a 70-year-old.
good shot nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal ([sb] skilled at aiming a gun)iyi nişancı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He is a good shot and always hits the target.
good shot nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (well aimed shot of gun)iyi atış i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 That was a good shot; it was right on target.
good sportsmanship nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. uncountable (fair play)sportmenlik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It is good sportsmanship to kick the ball out of play if an opposition player is injured.
good standing nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (person: respectability)saygınlık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  itibar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Glenn is a person of good standing in the local community.
good standing nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (fulfilling all requirements)iyi hal i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Susan is a member in good standing of the American Medical Association.
good stuff nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal ([sth] of top quality)iyi şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  kaliteli mal i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
good taste nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (pleasant flavour)güzel tat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It's a fairly basic wine, yet has a good taste.
good taste nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (discernment)zevk i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  beğeni i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Eric has really good taste in clothes.
a good time nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (enjoyable experience)keyifli zaman i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  iyi vakit, hoşça vakit i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 If you're looking for a good time, try Ray's Bar on a Friday night.
good-time n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood." (person: seeking fun)eğlence arayan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
good-time n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood." (music, etc.: fun)keyifli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  hoş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 This radio station plays only good-time rock 'n' roll music.
good times nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (happy period in past)eski güzel günler çoğ i.
 Ah! Those were such good times.
good times nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (when things go well)iyi zamanlar çoğ i
 These are not good times for the music industry.
good value nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (well worth the price)verilen paraya değer
good vibes nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." abbreviation, informal (well-wishes)iyi dilekler çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
 I'm sending you good vibes for your exam tomorrow.
good weather nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (pleasant weather conditions)iyi hava i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It was good weather for ducks -- rain all day!
good-for-nothing nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. slang (person: lazy) (argo)boktan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 In my opinion, Jake is nothing but a lazy good-for-nothing.
good-looking adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." ([sb]: attractive) (erkek)yakışıklı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (kadın)güzel s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  alımlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  çekici s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Eugene is a good-looking guy.
good-natured adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (amiable, agreeable)iyi huylu s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  hoş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  uysal s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Billy is a good-natured kid and has lots of friends.
good-tempered adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (pleasant personality)iyi huylu s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yumuşak, yumuşak başlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Jenny's boss is good-tempered and makes work fun.
goodbye,
good-bye
interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!"
(farewell)hoşçakalın, hoşçakal ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  (resmî olmayan dil)eyvallah ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Goodbye! See you all next year!
 Hoşçakalın! Seneye görüşmek üzere!
 Bu cümle, İngilizce cümlenin çevirisi değildir. Haydi eyvallah. Yarın görüşürüz.
goodnight,
good night
interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!"
(on [sb] going to bed)iyi geceler ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  iyi uykular ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 I'm going to sleep. Goodnight.
goodnight,
good night
interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!"
(in evening: goodbye)iyi geceler ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 I'll be leaving now; goodnight!
goodnight,
good-night
n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood."
(indicating farewell) (öpücük, vb.)iyi geceler s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
Not: A hyphen may be used when the term is an adjective
 He gave her a good-night kiss.
goodwill nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (kindness)iyi niyet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We helped the neighbors repair their fence as a gesture of goodwill.
goodwill nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (consent, willingness)rıza i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  isteklilik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Very few people pay their taxes with complete goodwill.
goodwill nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (business asset)şirket değeri i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The price of the business reflects both tangible assets and goodwill.
have a good chance v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (be likely to succeed)olasılığı/ihtimali yüksek olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I have a good chance of winning the race.
have a good chat v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (converse at length)sohbet etmek, muhabbet etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I had a good chat with an old friend down at the market yesterday. They hadn't seen each other for years and welcomed the chance to have a good chat.
Have a good day. interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (pleasantry)iyi günler ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  hayırlı günler ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 The shopkeeper greeted me with a cheerful "Have a good day!"
have a good head on your shoulders v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (be sensible) (mecazlı)aklı başında olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  sağduyu sahibi olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I don't mind him dating my daughter. That boy has a good head on his shoulders.
have a good knowledge of [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (be informed about)iyi bilmek, derin bilgi sahibi olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Taxi drivers have to have a good knowledge of all the local streets.
have a good time v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (enjoy yourself, have fun)iyi eğlenceler ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Whenever I go out with friends we all have a good time. I hope you have a good time in Spain!
Have a good trip interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (pleasant holiday)iyi tatiller ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
Have a good trip interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (safe journey)iyi yolculuklar ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
Sonraki 100 Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

good fellowship' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'good fellowship'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.