go into

Listen:


Bu sayfada: go into, go
'go into' 'go' için alternatif bir terimdir. Aşağıdaki satırlardan birinde veya birkaçında bulabilirsiniz.'go into' is an alternate term for 'go'. It is in one or more of the lines below.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
go into [sth] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] figurative, informal (discuss, explain [sth])açıklamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (konuya, vb.)girmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 It's a long story; let's not go into it right now.
go into [sth] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] (enter: a building, room) (bina, oda)girmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I went into the house.
go into [sth] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] figurative, informal (pursue a career in [sth](meslek)girmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  atılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
go viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (leave, depart)ayrılmak, terketmek, gitmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 You'd better go. It's getting late.
 Geç oldu. Artık gitsen iyi olur.
go to [sth] vi + prep (proceed to, head for)-e gitmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 I'm going to London this summer. Anne went to Italy for her holiday last year. Robert goes to the market every Saturday morning.
go viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (move along, advance)ilerlemek, gitmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The train was going at top speed. Electricity goes along wires.
go viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (turn out, pass)geçmek, gitmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The wedding went very well, thank you.
 This sentence is not a translation of the original sentence. Sınavın nasıl geçti (or: gitti)?
go viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (extend) (bir yerden bir yere)uzanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Our property goes all the way down to the river.
 Arsamız, buradan nehir kıyısına kadar uzanıyor.
go viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (act in a given way)-e dönmek, -a dönmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 They went wild when they heard the news.
 Haberi duyunca deliye döndüler.
go viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (lead to)gitmek, götürmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 These stairs go to the attic.
 Bu merdiven tavan arasına gidiyor.
go viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (with adjective: become)haline gelmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  (deliye, vb.)dönmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 I think I'm going crazy.
go,
to go
viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived."
(remaining)(geriye) kalmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 We still have ten miles to go.
 On kilometre daha kaldı.
be going to do [sth] v auxauxiliary verb: Helping verb--for example, "She is running." "It has been lost." (future) (gelecek)-ecek, -acak sonek
 Jake is going to clean the bathroom later.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
go adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." US, colloquial (ready)hazır s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  faal s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 All systems are go.
go interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (cheering on a team, participant)hadi, göster kendini ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 The fans were shouting "Go Steelers!"
go nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. colloquial (energy)enerji i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She's sure got a lot of go.
go nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (try)girişim, teşebbüs i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  deneme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Can I have a go?
go nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (turn)sıra i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It's your go. Here are the dice.
go to do [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (make a move to do) (bir şeyi yapmaya)yeltenmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Jake went to brush a stray hair from Leah's cheek, but at that moment she turned away.
go viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (function, perform)çalışmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  işlemek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 This fan won't go.
go viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (time: pass) (zaman, süre)geçmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Weekends go really fast.
 Hafta sonları çok çabuk geçiyor.
go viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (tend to be) (eğiliminde, vb.)olmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 As exams go, that wasn't too bad.
go viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (be sold)satılmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The rare book will go quickly at auction.
go viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (pass, fit, enter)girmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  geçmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  sığmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The couch just won't go through the door.
go viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." informal, euphemism (relieve yourself)tuvaleti gelmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Excuse me. I've got to go. Is there a bathroom near here?
go viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (perform an action)yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Go like this with your hands.
go viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (be valid)geçerli olmak, geçmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Whatever Mike says, goes.
go viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." informal (say)söylemek, demek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Boys will be boys, as the saying goes.
go viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." euphemism (die)ölmek, vefat etmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 He went just after midnight, with his wife at his side.
go viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." informal (give way, collapse)çökmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  yıkılmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 There was so much snow the roof went.
go viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." informal (stop working)bozulmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  arızalanmak, arıza yapmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The car engine went, so we had to walk home.
go to [sth],
go on [sth]
vi + prep
(be allotted) (harcanmak anlamında)ayrılmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  (gayri resmi)gitmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 A quarter of their income goes to food.
go to [sb] vi + prep (pass to [sb] in a will) (miras olarak)kalmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  devrolunmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 His house went to the elder son, its contents to the younger.
go into [sth] vi + prep (number: be divisor of)bölünmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 How many times does six go into eighty-four?
go to [sb/sth] vi + prep (be awarded to) (ödül, vb.)verilmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  -e gitmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 And the Oscar goes to Steve McQueen!
go to [sth] vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (resort: to [sth])başvurmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 They went to great effort to get here on time.
go to [sb] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] figurative (consult, ask a favor of) (birisine)danışmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  yardımına başvurmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 When I need advice, I go to my rabbi.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
go into | go
İngilizceTürkçe
go into detail v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (elaborate, recount more fully)ayrıntıya girmek, detaya girmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Without going into detail, tell me why the cookie jar is empty. I don't understand this question. Could you go into more detail?
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'go into' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:

go into' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'go into'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.