glowing

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈgləʊɪŋ/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ˈgloʊɪŋ/ ,USA pronunciation: respelling(glōing)


Bu sayfada: glowing, glow

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
glowing adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (giving light)parlak, ışıldayan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The glowing full moon lit up the night.
glowing adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (person)(kişi) heyecanlı, coşkulu, canlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Laura was glowing when she found out that she got the job.
glowing adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (review, etc.: full of praise)övgü dolu s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The play received glowing reviews in all the national newspapers.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
glowing adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (color: warm, rich) (renk)parlak s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  canlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The statue was painted a glowing gold color.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
glow nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (light)ışık, parıltı, ışıltı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Peter read a book by the glow of a small lantern.
glow nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (skin: healthy radiance) (cilt, ten)ışıltı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  parlaklık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Kate's skin always had a nice glow to it.
glow viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (give light)ışık vermek, ışıldamak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The stars glowed brightly in the night sky.
glow viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (person: be exuberant)(kişi) ışık saçmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Rachel glowed when she found out that she got the job.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
glow nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (color: richness) (renk, vb.)ışıltı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The red paint had a warm glow to it.
glow viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (skin)(teni, yüzü) ışıldamak, parlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Karen knew that her daughter was pregnant by the way that her skin glowed.
glow viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (be hot)korlaşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  yanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  (yüz, vb.)ateş basmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The coals glowed in the fireplace.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
glowing | glow
İngilizceTürkçe
glowing report nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (praise)olumlu rapor i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The inspectors gave the college a glowing report.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'glowing' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: a glowing [light, fire, star], a glowing ball of [fire, flames], the glowing embers of [hope, the fire], daha fazlası...

glowing' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'glowing'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.