fuse

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈfjuːz/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/fyuz/ ,USA pronunciation: respelling(fyo̅o̅z)


Inflections of 'fuse' (v): (⇒ conjugate)
fuses
v 3rd person singular
fusing
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
fused
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
fused
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
fuse nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (detonator in a bomb) (patlayıcı)fünye i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  ateşleyici parça i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The fuse on the bomb didn't work and it didn't explode when it hit the ground.
fuse nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (wick of an explosive)fünye i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (havaifişek) fitil i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Ron lit the fuse on the firework and backed away.
fuse nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (electrical circuit breaker)elektrik sigortası, sigorta i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The mechanic replaced a few fuses in the car.
fuse viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (join together)birleşmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  bir araya gelmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The individual American colonies fused to form the United States.
fuse vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (become one piece)(eriterek) birleştirmek, tek parça haline getirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (eriyip) birleşmek, tek parça haline gelmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  kaynaşmak, kaynaştırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
fuse [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (melt together)birlikte eritmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The jeweller fused the two pieces of silver.
fuse [sth] to [sth] vtr + prep (melt together)eriterek birleştirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The machine fused the plastic wrap to the container.
fuse [sth],
fuse [sth] and [sth],
fuse [sth] with [sth]
vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat."
(join)birleştirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  katmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 This film fuses horror and humour to provide both frights and laughs.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
fuse viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (electrical device: stop working) (sigorta)atmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  (elektrikli alet)bozulmak, çalışmamak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
fuse [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (electrical device: make it stop working) (elektrikli alet)bozmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (sigorta)attırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
fuse box nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (with circuit breakers)(elektrik) sigorta kutusu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There's been a power cut and I don't know where the fuse box is.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'fuse' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: the fuse box, blew a fuse, a fuse blew, daha fazlası...

fuse' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'fuse'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.