frightened

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈfraɪtənd/US:USA pronunciation: respellingUSA pronunciation: respelling(frītnd)

Bu sayfada: frightened, frighten

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
frightened adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (scared)korkmuş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  ürkmüş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The frightened cat hid under a chair.
be frightened of [sb/sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (be scared of) (bir şeyden/birisinden)korkmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  ürkmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 It's quite common to be frightened of spiders.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
frighten [sb/sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (scare [sb], [sth])korkutmak, ürkütmek, dehşete düşürmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  ödünü koparmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 You frightened me, jumping out of nowhere like that! Her hoots of laughter frightened the cat.
frighten [sb] into doing [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (intimidate [sb])tehdit etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  ile korkutmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 They were trying to frighten the witness into keeping silent.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'frightened' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: am frightened of [the dark, spiders, heights], I'm not frightened of [him, spiders]!, am frightened about [the future, the prospects, my safety], daha fazlası...

frightened' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'frightened'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.