fresh

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈfrɛʃ/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/frɛʃ/ ,USA pronunciation: respelling(fresh)


Inflections of 'fresh' (adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."):
fresher
adj comparative
freshest
adj superlative

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
fresh adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (food: not preserved)taze, günlük s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Do you have any fresh fish? I only see frozen fish here.
 Taze balık var mı? Burada sadece konserve balık görüyorum.
fresh advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (recently)yeni, yeni yapılmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 These muffins are baked fresh.
 Bu kekler fırından yeni çıkmış.
fresh adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (water: not salty)tatlı (su) s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 This fish tank is full of fresh water, not salt water.
 Bu akvaryumda tuzlu su değil tatlı su var.
fresh adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (recently obtained) (haber, vb.)taze s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I have fresh news about the merger.
fresh adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (new, not stale) (bayat olmayan)taze s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Is that bread fresh or stale?
fresh adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (air: not stagnant) (hava)temiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Let's open a window to get some fresh air in here.
fresh- advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." as prefix (freshly: newly)yeni s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  taze s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
Not: Followed by a past participle: e.g., fresh-cut
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
fresh adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (original) (fikir, vb.)taze s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 His book offered a fresh perspective on the issue.
fresh adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (additional)yeni s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The building received fresh supplies of toilet paper yesterday.
fresh adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (person: bright)canlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  neşeli, mutlu s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He had a fresh look to him.
fresh adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (person: alert)dinç, zinde s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Though he was tired, he felt fresh after taking a shower.
fresh adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." colloquial (person: impudent)arsız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  küstah s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (gayri resmi)yüzsüz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Don't you get fresh with me, boy!
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
fresh air nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (clean, outdoor air)temiz hava i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  açık hava i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
fresh out adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." informal (newly short of [sth])henüz bitmiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  henüz tükenmiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I was going to have a bowl of cereal but we're fresh out of milk.
fresh start nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (chance to begin anew)yeni bir başlangıç i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (mecazlı)temiz bir sayfa i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The child was moved to a different school to give him a fresh start.
fresh water,
freshwater
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(water that is not salty)tatlı su, tatlısu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  taze/temiz su i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yeteneksiz/vasıfsız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  tatlı su, tatlısu (balığı, vb.) s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
Not: single-word form used when the term modifies another noun.
 I only swim in fresh water. Perch is strictly a freshwater fish.
keep [sth] fresh vtr + adj (food: stop going stale)taze tutmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Packaging needs to keep the food fresh for as long as possible.
keep fresh vi + adj informal (food: not go stale)tazeliğini korumak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Bananas will keep fresh in the freezer for up to three months.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'fresh' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: fresh [food, produce, fruit, vegetables, meat, fish, flowers], [a bit of, some] fresh air, [need, get, step outside for] [a bit of] fresh air, daha fazlası...

fresh' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'fresh'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.