fore

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈfɔːr/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/fɔr/ ,USA pronunciation: respelling(fôr, fōr)

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
the fore nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (boat, ship, plane)baş taraf i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  pruva i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The shipwright attached the boom to the fore of the ship.
fore adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (nautical: front) (gemi)ön s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  pruva isim s.
 The cargo is divided evenly between the aft belly and the fore belly.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
fore advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (nautical: to the front) (gemi)ön tarafa, öne z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  başa doğru z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 As the boat set off, my son went fore to watch for whales.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
to the fore advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (to the front)belli, bariz, aşikâr
  öne çıkmak/sivrilmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  önde/önemli bir konumda olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  başa gelmek/yükselmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I asked for volunteers to step to the fore.
to the fore advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." figurative (issue: evident)belli, bariz, aşikâr
  öne çıkmak/sivrilmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  önde/önemli bir konumda olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  başa gelmek/yükselmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The Michael Brown killing brought racial tensions back to the fore.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'fore' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: golf: fore!, the golfer shouted "fore", golf: yelled "fore" (when), daha fazlası...

fore' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'fore'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.