forbidding

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/fərˈbɪdɪŋ/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/fɚˈbɪdɪŋ, fɔr-/ ,USA pronunciation: respelling(fər biding, fôr-)


From the verb forbid: (⇒ conjugate)
forbidding is: Click the infinitive to see all available inflections
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
Bu sayfada: forbidding, forbid

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
forbidding adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (threatening, ominous)tehditkâr, tehdit eden s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  tehlikeli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  vahim s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  uğursuz, meşum s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The dark mountains looked forbidding ahead of us.
forbidding nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (prohibition, banning)yasaklama, men etme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Zeke ignored his parents' forbidding of sweets.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
forbid [sb] from doing [sth],
forbid [sb] to do [sth]
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
(command against) (birisini bir şey yapmaktan)men etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (yapmasını)yasaklamak, yasak etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 John's parents forbade him to spend any more time with his troublesome friends.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
forbid vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (prohibit)yasaklamak, menetmek, yasak etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
forbid [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." figurative (make impossible)imkansız kılmak, olanaksız kılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  olanak vermemek, imkan vermemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Temperatures in the Arctic forbid the cultivation of crops.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'forbidding' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:

forbidding' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'forbidding'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.