fool

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈfuːl/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ful/ ,USA pronunciation: respelling(fo̅o̅l)


WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
fool nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (idiot)aptal, salak, akılsız, ahmak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He's such a fool, trying to cheat in an exam like that.
 Sınavda kopya çekmeye çalıştığı için aptaldır.
fool nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (dupe)enayi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  ahmak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He bought the car for full price? He is such a fool.
fool vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (deceive)kandırmak, aldatmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 She fooled him into believing that she was younger.
 Adamı, yaşının daha genç olduğunu söyleyerek kandırdı.
a fool for [sth/sb] nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. ([sb] enthusiastic)hayran i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  meraklı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I am a fool for basketball.
fool nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. historical (court jester)saray soytarısı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The fool entertained the king with his jokes.
fool with [sb] vi + prep (play tricks)şaka yapmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  (birisine)takılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  dalga geçmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Don't you try to fool with me! I'll know it immediately.
fool viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (behave frivolously)şaka yapmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  oyalanmak, vakit geçirmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Aw, I was just fooling. I didn't mean it seriously.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
fool around,
fool about
vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up."
informal (act in silly way)maskaralık etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The teacher told Bobby to stop fooling around in class.
fool around,
fool about
vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up."
informal (not be productive)tembellik etmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  aylaklık etmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The boss doesn't like people fooling around when they should be working.
fool around vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." slang (have casual sex)(birisiyle) oynaşmak, düşüp kalkmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Helen suspects that her husband has been fooling around.
fool around with [sth] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] informal (amuse yourself)ile oynamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  ile ilgilenmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Ben spent the afternoon fooling around with his new camera.
fool around with [sb] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] slang (have casual sex) (birisi ile)oynaşmak, düşüp kalkmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He had fooled around with every girl in town before he met Helen.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
make a fool of yourself v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (do [sth] stupid)kendini aptal durumuna düşürmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  kendini gülünç duruma düşürmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  kendini rezil etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I don't mind being wrong, but I hate making a fool of myself.
nobody's fool nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (person: intelligent)kolay aldanmayan, kül yutmaz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Jack is nobody's fool; he knows better than to lose his money in card games.
play the fool v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (behave in a silly way)aptal numarası yapmak, salak numarası yapmak, aptalı oynamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  aptalca davranmak, ahmakça davranmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Bob enjoyed playing the fool in front of his grandchildren.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'fool' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eş anlamlılar: dupe, daha fazlası...
Eşdizimler: fool [him, the customer, the police], a [crazy, naïve, damn] fool, is on a fool's errand, daha fazlası...

fool' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'fool'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.