fold

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈfəʊld/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/foʊld/ ,USA pronunciation: respelling(fōld)


WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
fold vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (crease, double over)katlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  buruşturmak, kırıştırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
fold viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." figurative (end, close)bitmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  sona ermek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The show is due to fold next week.
fold viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." figurative (give in)pes etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  boyun eğmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  razı olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Alison was determined to get her way, so Karen folded in the end.
fold [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (hug)sarılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  sarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  kucaklamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Sarah's mother folded her into an embrace.
fold [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (bird, insect: wings)kıvırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  katlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The bird landed and folded his wings.
fold nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (crease)kıvrım, kat yeri i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  buruşuk, kırışık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Crumbs from Peter's lunch got stuck in the folds of his shirt.
fold nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (pen for sheep, livestock)koyun ağılı, ağıl i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The shepherd found the lamb and returned it to the fold.
fold nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (church) (mecazlı)kilise i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The preacher tried to bring new converts into the fold.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
fold viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." figurative (quit in poker)(pokerde) oyunu terk etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Richard decided to fold rather than to risk all of his money.
fold viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (business; fail)batmak, iflas etmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
fold [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." figurative (bring to a close)bitirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  son vermek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 We're folding the play at the end of the season.
fold your hands,
fold your arms
vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat."
(hands, arms: clasp or cross) (el, kol)kavuşturmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Cindy sat quietly, with her hands folded in her lap.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
fold up vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." US, figurative, informal (break down) (ruhen)yıkılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  çökmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Jim folded up when the prosecutor discredited his story.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
fold down vi + adv (furniture: lower for use) (eşya)geri katlanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Behind this wall panel is a bed that folds down at night.
fold down vi + adv (furniture: become flat) (eşya)katlanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The seat backs fold down to create more room in the car.
fold [sth] down,
fold down [sth]
vtr + adv
(furniture: lower for use) (dirseklik, vb.)kaldırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  katlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 On the plane, he folded down the arm rests and fastened his seat belt.
fold-down adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (furniture: convertible) (masa, vb.)katlanır, katlanabilir s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He put a fold-down craft table in the children's room.
fold [sth] over vtr + adv (bend [sth] onto itself)büküp katlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
fold [sth] up,
fold up [sth]
vtr + adv
(make smaller by creasing)katlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Roger folded up the piece of paper and put it in his pocket.
fold [sth] up,
fold up [sth]
vtr + adv
(collapse for portability)katlayıp kaldırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Fold up the table and put it in the truck, please.
fold up vi + adv (collapse, flatten)kapanmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  katlanmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The chair folds up for easy storage.
fourfold,
four-fold
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(having four parts)dört kısımlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  dört bölümlü s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
fourfold,
four-fold
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(by four, four times)dört kat s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
tenfold,
ten-fold
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(having ten parts)onlu, on kısımlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The process is tenfold, so make sure you are familiar with each step before you begin.
tenfold,
ten-fold
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(times ten: in greatness, etc.)on misli/on katı büyük s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 James vowed tenfold revenge on the company that wronged him.
tenfold,
ten-fold
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(by ten, ten times)on misli olarak, on katı olarak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 The population has increased tenfold in the last fifty years.
tenfold,
ten-fold
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(in ten ways)on değişik yolla z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
threefold,
three-fold
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(having three parts)üç kısımdan oluşan, üç kısımlı/bölümlü, üçlü s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The problem is threefold, so it cannot be solved easily.
threefold,
three-fold
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(treble, triple, times three)üç katı, üç misli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 There was a threefold increase in sales last month.
threefold,
three-fold
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(by three, three times)üç katı, üç misli z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 The size of the student body has increased threefold in the past twenty years.
threefold,
three-fold
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(stage scenery)üç kat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
threefold,
three-fold
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(in three ways)üç yoldan z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  üç yolla z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
twofold,
two-fold
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(having two parts)çift yönlü s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  iki yönlü s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 There is a twofold explanation for this phenomenon.
twofold,
two-fold
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(double, times two)çift, çifte s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  iki misli, iki katı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 There had been a twofold increase in business.
twofold,
two-fold
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(doubly, by two)iki katı z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  iki misli z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 They hope to increase their profits twofold.
twofold,
two-fold
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(in two ways)iki taraflı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  iki yönlü s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
twofold,
two-fold
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(stage scenery)sahne dekoru i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'fold' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: a [ten] -fold [increase, decrease] (in), crease the fold [well, tightly, sharply], a [tight, sharp] fold, daha fazlası...

fold' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'fold'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.