flatter

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈflætər/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ˈflætɚ/ ,USA pronunciation: respelling(flatər)

From flat (adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."):
flatter
adj comparative
flattest
adj superlative
Bu sayfada: flatter, flat

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
flatter adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (more flat)daha düz, daha yassı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The area was much flatter than Ron was used to.
flatter [sb/sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (make attractive)güzel göstermek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  çekici göstermek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Black clothes flatter all body types.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
flatter vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (compliment [sb])iltifat etmek, kompliman yapmak, övmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (argo)yağ çekmek, yağcılık/dalkavukluk yapmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  pohpohlamak, göklere çıkarmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
flat adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (level)düz, düzgün s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The ground was flat enough to put a chair on.
 Bu cümle, İngilizce cümlenin çevirisi değildir. Masanın düz bir zemin üzerine konulması gereklidir.
flat adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (financial market: unchanged) (ekonomide)durgun, kesat s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The markets were flat today.
 Bugün piyasalar durgun.
flat adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (deflated)(havası) inik, havasız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  sönük s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The bike tyre is a little flat. It needs to be pumped up.
 Bisikletimin lastiği inik. Pompalamam gerekiyor.
 Sönük balonları tekrar şişirdi.
flat nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. UK (apartment: single-story residence)daire, apartman dairesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 My flat is very small; it only has one bedroom.
 Dairem çok küçük. Sadece bir yatak odası var.
flat nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (deflated tyre)inik lastik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The car had a flat, so we had to stop to get a new tyre.
 Arabamda inik bir lastik vardı, bu nedenle durup yeni bir lastik almak zorunda kaldık.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
flat adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (smooth) (göbek, karın, vb.)düz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yassı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 She went on a diet to regain her flat stomach.
flat adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (extended, prone)yüzükoyun s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  sırtüstü s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He lay flat so the enemy couldn't see him.
flat adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." US (without taste)tatsız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yavan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 We expected a rich taste, but it was a little flat.
flat adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (without effervescence) (içecek)gazsız, gazı kaçmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The Coke was opened hours ago and it is now flat.
flat adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (categorical, definite)kesin, kati s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He issued a flat denial that he was gambling.
flat adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (monotonous)tekdüze, monoton s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The speaker's delivery was flat and boring.
flat adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (matte finish, not reflective)mat s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  donuk s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The model is painted with flat paint, not glossy.
flat adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (music: key) (müzik)bemol s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The next piece is in B-flat.
flat adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (music: below pitch) (müzik)yanlış perdede s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 His voice was flat and he sounded awful.
flat adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (touching closely)aynı hizada s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yatay s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The board was flat with the side of the house.
flat adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (without variation)sabit, değişmez s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Internet access is sold for a flat rate per month.
flat adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (tennis shot: no spin) (tenis)düz vuruş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 A top-spin shot will bounce much higher than a flat shot.
flat advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (completely)tam olarak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  bütünüyle, tamamıyla z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I am flat broke. I need to get a job.
flat advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (time: exactly)tamı tamına z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  tam olarak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 He made it back in ten minutes flat.
flat advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (definitively, absolutely)kesinlikle, kesin bir şekilde, kesin olarak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  kati bir şekilde, katiyetle, kati olarak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  açık olarak, açıkça, açık bir şekilde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 He turned me down flat.
flat advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (music: below pitch) (müzik)yanlış perdeden z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 He always sings flat.
flat nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (music: a note one half tone down) (müzik)bemol i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She was supposed to play a sharp, but she played a flat.
flat nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (level land tract) (düz arazi)düzlük i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 They walked across the flats near the river.
flat nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (marsh, shallow)bataklık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  sığlık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Nobody goes to the flats. It is dangerous with all the snakes and crocodiles.
flat,
flat shot
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(tennis) (tenis)düz vuruş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
flats nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (low-heeled shoe)topuksuz ayakkabı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She hated high heels and usually wore flats.
flat [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." US (musical note: flatten, make flat) (müzik)bemollemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  kalınlaştırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'flatter' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: flatter the [host, waitress, boss, shop assistant, object of his desire], flattered her by [commenting on, saying, praising], flattered by the [compliment, invitation, praise], daha fazlası...

flatter' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'flatter'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.