WordReference tam bu tümceyi çeviremiyor ancak her bir kelimeye tıklayarak anlamını görebilirsiniz.

fixed charge


Aradığınız tam cümleyi bulamadık.
"fixed" için olan girdi aşağıda gösterilmektedir.

Ayrıca bakınız: charge
Bu sayfada: fixed, fix

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
fixed adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (not movable)durağan, sabit, oynamaz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 That's a fixed piece of equipment; you can't move it somewhere else.
fixed adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (not variable)değişmeyen, sabit, değişmez s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The interest rate on the mortgage was fixed.
fixed adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (repaired)onarılmış, tamir edilmiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Tom's broken down car was fixed when he came home on his birthday.
fixed adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." colloquial (result prearranged) (maç, vb.)şikeli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 It was clearly a fixed game; there's no way that team won fairly!
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
fixed adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." US, euphemism (animal: neutered) (hayvan)iğdiş edilmiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  kısırlaştırılmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Kate made sure her dog was fixed before she adopted him.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
fix [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (put right, repair)onarmak, tamir etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Will fixed his bike with some small tools. The student fixed the mistakes in her homework.
fix [sth] to [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (attach)tutturmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  yapıştırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  takmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Let me fix this poster to the wall.
fix [sth],
fix [sth] at [sth]
vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat."
(price: set)saptamak, belirlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 We fixed the price at nineteen dollars each.
 Fiyatı her bir ürün için ondokuz dolar olarak belirledik.
fix vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." US (prepare a meal)yemek hazırlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 She fixed the meal for the children.
 Çocukların yemeğini hazırladı.
fix vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (direct attention)dikkati yöneltmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Now fix your attention on the tallest player.
 Şimdi dikkatinizi en uzun boylu oyuncuya yöneltin.
fix [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." informal (artificially ensure result) (sonucu, vb.)önceden belirlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (bir işe, vb.)hile karıştırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The election was fixed, and the government candidate won easily.
fix [sth],
fix [sth] on [sth]
vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat."
(hold steady)sabitleştirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  sabit tutmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The optometrist told him to fix his eyes on the dot on the wall.
fix [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (make permanent)kalıcı yapmak, kalıcı hale getirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 We use this chemical to fix the colours in the T-shirt.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
fix nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (repairs)onarım, tamir i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The fix had not lasted long, and the car was back in the repair shop.
fix nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. slang (drugs) (uyuşturucu)doz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The addict got his fix from cocaine.
fix nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. slang (bribery)rüşvet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The mafia arranged the fix for the boxing match.
fix nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (determined position)sabit nokta i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
fix viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (become solid)katılaşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  sertleşmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The gelatine fixes in one hour.
fix [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (photography) (fotoğrafçılık)fiksaj yapmak, fiksajını yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The photographer fixed the prints in the correct solution.
fix [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." informal (adjust, touch up)düzeltmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Let me fix my make-up and we can go.
fix [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." US, slang (take revenge on) (birisinden)öç almak, öcünü almak, intikam almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  ödeşmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  hıncını almak, hıncını çıkartmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He is going to fix you right when he finds out about this!
fix [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." informal (neuter)kısırlaştırmak, hadım etmek, iğdiş etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Yes, all the dogs have been fixed so they won't have any puppies.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
fixed | fix
İngilizceTürkçe
fixed assets nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (capital holdings: property, etc.)sabit kıymetler çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
  duran varlıklar çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
 His wealth was completely tied up in fixed assets.
fixed price nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (cost set in advance)sabit fiyat, değişmez fiyat, maktu fiyat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 In general, department stores sell goods at fixed prices.
fixed-price,
fixed price
n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood."
(option: with set cost)maktu s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  sabit fiyatlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
Not: A hyphen is commonly used when the adjective precedes the noun.
 Two types of mortgages are available: the fixed price mortgage and the variable mortgage.
fixed-price menu nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (menu: with set cost)sabit fiyatlı menü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The workers always choose the fixed-price menu.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

fixed charge' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'fixed charge'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.