fitting

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈfɪtɪŋ/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ˈfɪtɪŋ/ ,USA pronunciation: respelling(fiting)


From the verb fit: (⇒ conjugate)
fitting is: Click the infinitive to see all available inflections
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
Bu sayfada: fitting, fit

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
fitting adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (right, appropriate)doğru s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  uygun, münasip s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The teacher tried to think of a fitting punishment for the student.
fitting adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (matches with)uygun, uyan, yakışan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
fitting nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (being measured for clothes)terzi provası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Sarah is having her wedding dress made to measure and she has a fitting next week.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
be fitting that adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (appropriate, justified)uygun s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yerinde s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  doğru s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 It's fitting that Jimmy was punished for his bad behavior.
fitting nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (accessory)aksesuar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
fit [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (clothing: be correct size for [sb](giysi)uymak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (giysi, vb./mecazlı)oturmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Does this shirt fit you, or is it too big?
 Gömlek uydu mu, yoksa büyük mü geldi?
 Bu pantolon üzerime iyi oturmadı.
fit viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (clothing: be correct size) (giysi, ayakkabı)uymak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 My shoes don't fit any more.
fit viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (have correct dimensions)uymak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The part won't fit because it's the wrong size.
fit in [sth],
fit into [sth]
vi + prep
(have correct dimensions) (bir yere)sığmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 That table does not fit in the small room.
fit adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." ([sb]: in good shape)sağlıklı, formda, zinde s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  turp gibi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 She goes to the gym every day and is very fit.
 Her gün spor salonuna gidip idman yaptığı için vücudu çok zinde.
 Ahmet turp gibi bir adam, sağlığına ve spor yapmaya her zaman özen gösterir.
fit for [sth] adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (competent) (işe, vb.)uygun s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He's not fit for the job.
fit to do [sth] adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (competent)yetkin s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yetenekli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Amy wants to prove to her boss that she is fit to take on more responsibility.
fit for [sb] adj + prep (suitable) (birisine)uygun, yaraşır s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 This meal is fit for a king.
fit for [sth] adj + prep (suitable) (bir şeye)uygun, münasip s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The meat is fit for use as animal food.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
fit adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (opportune)yerinde s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  vaktinde, vakitli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  uygun, müsait s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 This is no fit time to ask such questions.
fit adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." UK, colloquial (attractive)çekici s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  cazip s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
fit for [sth] adj + prep (ready)layık s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  hazır s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 These old boots are fit for the rubbish bin.
fit nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (acute attack)kriz, atak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He suffers from fits, periodically.
fit nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (spell, onset) (hastalık, öksürük, vb.)nöbet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She had a bad fit of coughing.
fit nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (how well [sth] fits)duruş, oturuş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I don't like the fit of that dress.
 Bu elbisenin duruşunu beğenmedim.
fit nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. ([sth] that fits)uymak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  oturmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  yakışmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 That dress is a good fit.
fit nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (match) (mecazlı)uyum, uyuşum i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He is a good fit with this organization.
fit viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (be proper)uygun olmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  yakışmak, yaraşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 When speaking to dignitaries, it's important that your manners fit.
fit with [sth] vi + prep (be proper)-e uygun olmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Her elegant behaviour fit perfectly with the diplomatic corps.
fit [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (be suitable)uygun olmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  (ihtiyaçları, vb.)karşılamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Does this suitcase fit your needs?
fit [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (adjust) (ölçülerini, vb.)ayarlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 We'll fit your jacket as soon as the tailor is available.
fit [sb],
fit [sb] for [sth]
vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat."
(prepare)hazırlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  hazır hale getirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Experience will fit you for the job.
fit [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." often passive (furnish)döşemek, mobilya döşemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  donatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 They're having their kitchen fitted.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
fitting | fit
İngilizceTürkçe
fitting room nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (booth for trying on clothes)soyunma odası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  deneme kabini i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Once I'd picked out a few dresses, I went into the fitting room to try them on.
loose-fitting adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (baggy, not tight) (giysi)bol s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  gevşek s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Wear loose-fitting clothing to allow the skin to breathe.
tight-fitting,
tight fitting
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(clothing: snug, fitting closely)(giysi, vb.) dar s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  beli, ayağı, vb. sıkan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Melissa wears tight-fitting clothes hoping to attract attention.
tight-fitting,
tight fitting
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(snugly-joined)sıkı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 A skilled carpenter makes joints so tight fitting that they're invisible.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'fitting' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: try [something] on in the fitting room, [dining, living] room fittings, [furniture, cabinet, cupboard, sideboard, unit] fittings, daha fazlası...

fitting' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'fitting'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.