fine

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈfaɪn/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/faɪn/ ,USA pronunciation: respelling(fīn; Mus.nā; Wine fēn)

Inflections of 'fine' (v): (⇒ conjugate)
fines
v 3rd person singular
fining
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
fined
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
fined
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
fine adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (OK)tamam, iyi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 You parked across the street? That's fine.
 Yolun karşısına mı park ettin? Tamam (or: iyi).
fine adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (healthy)sağlıklı, iyi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 She is fine today, though she felt awful the last few days.
 Kaç gündür kendisini çok kötü hissediyordu, bugün ise sağlıklı (or: iyi) görünüyor.
fine adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (thin)ince, zayıf s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He has very fine hair.
 Çok ince saçları var.
fine advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." informal (good) (resmi olmayan dil)güzel, iyi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Yes, he did fine with his presentation.
 Gösterimi güzel geçti.
fine nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (financial penalty)para cezası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He received a fine for driving too fast.
 Çok hızlı araba kullanmaktan para cezası aldı.
fine vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (charge with a financial penalty)para cezası vermek, para cezasına çarptırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The policeman fined him for driving too fast.
 Polis, çok hızlı araba kullanan adama para cezası verdi.
fine [sb] [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (charge, penalize by an amount)ceza kesmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  para cezasına çarptırmak, para cezası vermek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The judge fined her £500 for contempt of court.
fine adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (weather) (hava)açık s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Today will be a fine day. Not a cloud in the sky!
fine adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (attractive)çekici, cazibeli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (gayri resmi)havalı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He is such a fine man!
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
fine adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (refined)kaliteli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  seviyeli, düzeyli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Her supper parties are always very fine, with French wine, and polite conversation.
fine adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (small)ince s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  küçük s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  ufak s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Vermeer's paintings are admired for their fine detail.
fine adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (ornate)süslü s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  gösterişli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The decoration on this French clock is very fine.
fine adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (nuanced)ince s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  ufak, küçük s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 There is a fine distinction between drunk and inebriated.
fine adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (wine) (şarap)katkısız, halis s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 France produces many fine wines.
fine adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (knife, blade) (bıçak, vb.)keskin s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 It was a very fine knife and could cut anything.
fine adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (high quality)kaliteli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 She always served fine wine at her parties.
fine adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (house, speech: grand) (ev, vb.)büyük s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  görkemli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The family lived in a fine house with landscaped gardens.
Fine! interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (OK, said sarcastically or angrily.)iyi o zaman ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
fine art nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (art: painting)resim sanatı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The sale will be of interest to collectors of fine art.
fine arts nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (visual artforms)güzel sanatlar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Paul has always loved the fine arts, and is now doing a degree in London.
fine dining nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (gourmet meals)gurme restoran i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 In town, there is a family restaurant and a fine dining restaurant.
fine line between [sth] and [sth],
a fine line between [sth] and [sth]
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
figurative (little distinction) (iki şey arasındaki)ince çizgi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There's a fine line between genius and insanity.
the fine print,
the small print
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
figurative (terms and conditions)satır araları i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  şartlar ve koşullar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 If only I'd read the fine print, I wouldn't have lost so much money.
fine print,
small print
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(text printed in small font)küçük yazı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The fine print's too hard for me to read due to my bad eyesight.
fine tuning nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (precise adjustment)ince ayar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Regular fine-tuning will be required to keep these estimates up to date. You've got the right idea here but it still needs some fine tuning.
fine-tune [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." figurative (refine) (mecazlı)güzelleştirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The basic process is good but we'll need to fine-tune it a bit as we go along.
fine-tune [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (adjust precisely)ince ayar yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  ince ayarlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He found it impossible to fine-tune the radio using the dial
I'm fine interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (I am well)iyiyim ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 I'm fine! But, how are you? "How are you?" - "I'm fine, thanks!"
I'm fine interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (I don't need anything) (yardıma ihtiyacım yok anlamında)böyle iyiyim ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 I'm fine, thanks! I've got everything I need.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'fine' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: fined for [speeding, illegal parking, obscenity], an [unreasonable, excessive] fine, fine [wine, foods, art] , daha fazlası...

fine' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'fine'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.