felt

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈfɛlt/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/fɛlt/ ,USA pronunciation: respelling(felt)

From the verb feel: (⇒ conjugate)
felt is: Click the infinitive to see all available inflections
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."
Bu sayfada: felt, feel
'felt' 'feel' için alternatif bir terimdir. Aşağıdaki satırlardan birinde veya birkaçında bulabilirsiniz.'felt' is an alternate term for 'feel'. It is in one or more of the lines below.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
felt nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (fabric) (kumaş)keçe, çuha i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The blanket was made of felt.
felt n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood." (of felt fabric) (şapka, vb.)fötr s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He wore an old felt hat.
felt [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (turn into felt)keçelemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  keçeleştirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 You can felt a piece of knitted fabric by washing it at a very high temperature.
felt [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (cover with felt)keçelemek, keçe ile kaplamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The ornament was felted on the base to protect the table.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
feel [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (sense by touch)hissetmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He felt her hand on his shoulder.
 Elini omuzunun üzerinde hissetti.
feel [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (examine by touch)ellemek, elleyerek hissetmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 She felt the cloth to see how good it was.
 Kaliteli olup olmadığını anlamak için kumaşı elledi.
feel [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (sense, detect: not by touch)sezmek, hissetmek, duyumsamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 I felt hostility in his voice.
 Sesinde bir düşmanlık sezdim.
feel viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (possibly be)(aç, vb.) hissetmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 I feel hungry.
 Kendimi aç hissediyorum.
feel [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (be conscious of)farkında olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  hissetmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He could feel her gaze on him.
feel viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (perceive self as)(gibi) hissetmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 I feel like a complete idiot.
 Kendimi tam bir salak gibi hissediyorum.
 Kendimi çok aptal hissediyorum.
feel,
feel that
vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat."
(with clause: think)düşünmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  sanmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  inanmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He felt that her actions were unfair.
feel viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (+ adj: experience emotion) (bir duyguyu)hissetmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I felt really embarrassed.
feel viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (+ adj: have detectable quality)gibi hissedilmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The floor felt wet.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
feel nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (quality perceived by touch)dokunuş, dokunma, temas i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I like the feel of silk on my skin.
 İpeğin tenimdeki dokunuşu hoşuma gidiyor.
feel nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (impression)his, intiba, izlenim i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It's a café but it has the feel of a pub.
 Burası aslında bir kafe ama bar hissi veriyor.
feel nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (sense of touch)dokunma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Without electricity, he had to move by feel.
feel nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (touching with a hand)dokunuş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 A quick feel of the fabric was enough to tell Ellen that it wasn't what she wanted.
feel viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (search by touch)dokunmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  ellemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 She felt below the chair but could not find her pen.
feel viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (have emotions)duygusal olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He is a man who feels strongly.
feel viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (have compassion)acımak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 When I see suffering, I really feel.
feel [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (be affected by)-i hissetmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He felt the full force of the crash.
felt [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (detect)sezmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  algılamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  anlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He felt her anger at the other end of the phone.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
felt | feel
İngilizceTürkçe
felt pen nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (fiber-tipped marker pen)keçeli kalem i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 You can write on anything with a felt pen -- paper, wood, even metal.
felt tip nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (fiber-tipped marker pen)keçeli kalem i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Mark the position on the wall using a felt tip. My daughter loves colouring with felt tips.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'felt' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: [soft, rough, thick, thin, blue] felt, felt [pens, pants, fabric, surfaces], your felt [experience, emotions], daha fazlası...

felt' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'felt'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.