far

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈfɑːr/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/fɑr/ ,USA pronunciation: respelling(fär)


Inflections of 'far' (adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."):
farther
adj comparative
further
adj comparative
farthest
adj superlative
furthest
adj superlative

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
far adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (not close to [sth])uzak, uzakta, ırak s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Springfield is far from here.
 Sinop buradan çok uzaktadır.
far adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (extreme)aşırı, en uç s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 His beliefs put him on the far right of the political spectrum.
 İnançları yüzünden siyasi spektrumda aşırı sağı destekledi.
far advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (great distance)uzağa z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 She walked far this morning - almost ten kilometres.
 Bu gün bayağı uzağa yürüdü, neredeyse on kilometre yol kat etti.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
far adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (most distant)uzak s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  uzaktaki s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Jim called to his kids at the far end of the pool.
far advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (much, to a great degree)daha çok z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  çok, pek çok s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  epeyce s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 She was far more likely to succeed than people thought.
far advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (not close to [sth])uzağa z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 She walked far away from him.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
be a far cry from [sth] exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." informal (very different from)çok farklı olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  çok başka olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Life in Canada is a far cry from what she's used to in Haiti.
as far as preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (the same distance as)aynı uzaklıkta z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Our new grocery store is just as far as the old one.
as far as I am concerned,
as far as I'm concerned
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(in my opinion)bana göre, bana kalırsa z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  bence z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  bildiğim kadarıyla z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  anladığım kadarıyla z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
Not: The contraction would normally be used in speech and informal writing. "I am..." is more formal.
 As far as I'm concerned, that was the best film of the year.
as far as I am concerned,
as far as I'm concerned
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(as for me, as regards me)bana gelince z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
Not: The contraction would normally be used in speech and informal writing. "I am..." is more formal.
 As far as I'm concerned, I never want to eat another fried alligator steak.
as far as I know advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (to my knowledge)bildiğim kadarıyla z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 As far as I know, the bank approved the loan. The boss is in his office, as far as I know.
as far as I'm concerned advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (in my opinion)bence z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  bana göre, bana kalırsa z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 As far as I'm concerned, he needs no help from us.
as far as possible advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (to the greatest possible extent)mümkün olduğunca, mümkün olduğu kadar z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  mümkün mertebe z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Please avoid cell phone usage as far as possible during your visit.
as far back as preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (long ago) (uzun zaman önce)zamanında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 As far back as Cleopatra's time, sugaring has been used as a hair removal technique.
as far back as preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (from a point in the past) (zaman)-e kadar gitmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 These cave paintings are believed to date as far back as 17,000 years.
by far advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (by a large margin)çok daha fazla, kat kat fazla z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  açık bir farkla, büyük bir farkla z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 The U.S. is, by far, the largest producer of corn in the world.
far apart adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (distant)uzak s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 China and Romania enjoy a long-standing friendship though the two countries are far apart.
far away advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (in the distance)uzakta, uzaklarda z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I could see the skyline far away on the horizon.
far away advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (at a distance)uzakta z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  uzaklarda z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 My family lives far away.
Far East nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (eastern Asia)Uzak Doğu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Traders brought valuable spices to Europe from the Far East.
far end nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (furthest part, limit)öbür uç i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The station is situated at the far end of the village.
far from [sth] adv + prep (not at all)hiç de bağ.bağlaç: Kendi başına bir anlam taşımayan, cümlede eş görevli sözleri ve cümleleri birbirine bağlayan sözcüktür (örnek: "kitabı aldı, fakat geri vermedi").
  hiç bağ.bağlaç: Kendi başına bir anlam taşımayan, cümlede eş görevli sözleri ve cümleleri birbirine bağlayan sözcüktür (örnek: "kitabı aldı, fakat geri vermedi").
  -den uzak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 The dish is far from delicious. This competition is far from over.
far from [sth] exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." (instead of)şöyle dursun z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  ötesinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  bir yana z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Far from feeling satisfied with her present job, she decided to look for another.
far less adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (not nearly so, nowhere near as)neredeyse hiç s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
far less adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (not nearly as much)çok daha az s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
far less advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (to a much lesser degree)daha az bir dereceye kadar z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
far more than preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (a much greater quantity than)çok daha fazla s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The Chinese army has far more than a few thousand soldiers.
far more than preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (to a much greater degree than)çok daha fazlası
 After she cheated on him, Mike was far more than just mad at her.
far off advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (in the distance)uzakta z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
Not: A hyphen is used when the term is an adjective that precedes the noun
 Far off, Eric could just make out a village.
far off,
far-off
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(lands, places: distant)uzak s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  ırak s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I'd love to be able to travel to far-off lands and have adventures.
far off,
far-off
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
figurative, informal (estimate: inaccurate) (tahmin, vb.)yanlış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  uzak s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Your estimate wasn't far off.
far out,
far-out
interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!"
figurative, slang, dated (amazing)süper ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  harika, mükemmel ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 You're having a 70s-themed party on Friday? Far out!
far out advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (into the distance)uzağa z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  uzaklara z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 The current caused the boy's inflatable boat to drift far out to sea.
far out,
far-out
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
slang, figurative (eccentric)sıradışı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  garip, tuhaf, acayip s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 That Howard Hughes dude was far out.
far too advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (excessively)aşırı derecede z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  fazlaca z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 She was far too skinny to be attractive.
far-fetched adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (implausible, extreme)inanılmaz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  inanılması güç s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  abartılı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  zorlama s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Conrad's story was too far-fetched to be believable. I find some of the characters he writes about a little far-fetched.
far-flung adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (found over a wide area)uzaklara yayılmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Rome found it increasingly difficult to control its far-flung empire.
far-flung adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (distant, remote)uzak s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  ırak s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  ücra s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The missionaries were sent to a far-flung outpost in the tropics.
far-reaching adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (having an extensive influence)kapsamlı, geniş kapsamlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  etki alanı geniş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The President demanded far-reaching reforms. The reaction to the arrest was far-reaching and will affect people across the country.
few and far between adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." colloquial (rare)çok ender s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  seyrek s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (gayri resmi)tek tük s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 These days, public telephone boxes are few and far between.
go far viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." figurative (be successful)başarılı olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  başarıya ulaşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 My sister's a very talented writer - she'll go far.
go too far v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (take [sth] past acceptable limits)fazla ileri gitmek, çok ileri gitmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  haddini aşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I've warned you about your disobedience before but this time you've gone too far!
in so far as (to the extent that)-den dolayı z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  kadarıyla
  şu kadar ki
 The boys liked the school in so far as the games facilities were good.
insofar,
in so far
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
rare, formal (to such an extent)bir dereceye kadar z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 All these issues are in so far a cause of difficulty that we cannot ignore them.
insofar as,
in so far as
conjconjunction: Connects words, clauses, and sentences--for example, "and," "but," "because," "in order that."
(to the extent that, in that)-diği ölçüde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  -diği kadar z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Both ideas, insofar as they can be called 'ideas', are equally preposterous.
near and far adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (close and distant)yakın ve uzak s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Focusing the camera can be a problem in shots where objects are near and far.
near and far,
far and near
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(everywhere)her yerde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 We hunted near and far for that missing shoe. People came from near and far to see the boy wonder play the piano.
so far advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (up until now)şimdiye kadar z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  şu ana kadar z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  bu zamana dek z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
so far advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (to a limited extent)bir yere kadar z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  bir dereceye kadar z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 The road's closed: you can only go so far before you have to turn round.
so far as conjconjunction: Connects words, clauses, and sentences--for example, "and," "but," "because," "in order that." (as far as, in as much as)kadarıyla z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 So far as I know, everything's still going well on the project.
so far so good interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" (all is well up to this point)buraya kadar iyi ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  şimdilik iyi/yolunda ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 How do I like retirement? So far so good. But ask me again in six months.
thus far advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (up to now)şimdiye kadar z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  şu ana dek z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  bu zamana dek z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Thus far we have only finished chapter four. It's not been an easy road thus far.
too far advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (distance: further than necessary)fazla uzak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  çok uzak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I wanted to walk to Paris but it was too far for me.
too far advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." figurative (past acceptability) (mecazlı)fazla ileriye z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  aşırıya z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Carol's one of those people who take things too far in an argument.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'far' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eş anlamlılar: away, daha fazlası...
Eşdizimler: on the far side of [town, the park], is a far distance to, a far stretch to [say, go, do], daha fazlası...

far' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'far'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.