Bu sayfada: fall on, fall
'fall on' 'fall' için alternatif bir terimdir. Aşağıdaki satırlardan birinde veya birkaçında bulabilirsiniz.'fall on' is an alternate term for 'fall'. It is in one or more of the lines below.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
fall on [sb/sth],
fall upon [sb/sth]
vi + prep
(eyes: look at [sth])-e bakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  bakışlarını dikmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The teacher's eyes scanned the room and fell on Joshua's nervous face.
fall on [sb/sth],
fall upon [sb/sth]
vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S]
(attack)saldırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  hücum etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The two men fell on their victim as he was walking down the street.
fall on [sth],
fall upon [sth]
vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S]
figurative (food: eat eagerly)hapur hupur yemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
fall on [sb],
fall upon [sb]
vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S]
figurative (person: greet, embrace) (birisine)rastlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  karşılaşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
fall on [sb],
fall to [sb]
vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S]
(be the obligation of)sorumluluğunda olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
fall viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (come down)düşmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  yıkılmak, çökmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  (yaprak, vb.)dökülmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 I fell from a ladder yesterday.
 Dün merdivenden düştüm.
 This sentence is not a translation of the original sentence. Roma İmparatorluğu uzun zaman önce çökmüştür (or: yıkılmıştır).
 This sentence is not a translation of the original sentence. Sonbaharda yapraklar dökülür.
fall viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." figurative (abate) (mecazlı)azalmak, düşmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Demand for this product has fallen recently.
 Son günlerde bu ürüne olan talep azaldı.
fall nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (act of falling)düşüş, düşme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yıkılış, çöküş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (yaprak, vb.)dökülüş, dökülme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The fall of nuts from the tree makes a loud sound.
 Yemişlerin ağaçtan düşüşü yüksek bir ses çıkarttı.
 Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılışından sonra Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.
 Yaprakların dökülmesi sonbaharın geldiğine işaret eder.
fall nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US (autumn)sonbahar, güz i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Classes will resume in the fall.
 Derslere sonbahar döneminde devam edilecektir.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
fall nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (decline) (fiyat, vb.)düşüş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  azalma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  iniş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The fall in prices will harm our profits.
fall nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (slope)eğim i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  meyil i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The field is flat except for a fall towards the river.
fall nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (ruin)yıkılış i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  çöküş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 This is the story of the decline and fall of Richard Nixon.
fall nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (defeat)yenilgi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  mağlubiyet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She wrote a book about the Fall of France in 1940.
fall nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (distance [sth] falls)düşüş mesafesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The river has a fall of about fifty metres.
fall nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (falling down)düşüş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She suffered a bad fall, while horseriding.
fall nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. uncountable ([sth] hanging down)düşme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He was enchanted by the fall of her hair on her shoulders.
fall nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (sinful lapse)günah işleme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 A sinner must confess his fall.
fall nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (surrender, capture) (ülke)çöküş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Odysseus wandered for ten years after the fall of Troy.
the Fall,
the Fall of Man
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(Bible) (İncil, vb.)Cennet'ten Kovulma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 In the Bible, the serpent brought on the Fall.
falls nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (waterfall)şelale i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  çağlayan i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 You can hear the falls from far off.
fall viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (collapse)çökmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  göçmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The roof fell under the weight of the snow.
fall viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (die)ölmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  can vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He fell in battle, dying like a hero.
fall viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (drop wounded)yaralanıp düşmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The soldier fell, and was treated by the medics.
fall viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." figurative (temperature: decline) (sıcaklık)düşmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  azalmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Temperatures will fall below freezing tomorrow.
fall viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." figurative (government: lose ability) (hükümet)düşmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The government fell, following a scandal.
fall viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." figurative (become) (hastalığa, vb.)yakalanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 She fell ill.
fall viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." figurative (commit a sin)günah işlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He fell from grace after the discovery of his crimes.
fall viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." figurative (be included)dahil olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  içinde olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  içinde yer almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Their request falls within the scope of our project.
fall on [sth],
fall upon [sth]
vi + prep
(come to rest on) (gözü, vb. bir şeye)takılmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  ilişmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Her gaze fell upon the letter I was writing.
fall on [sth],
fall upon [sth]
vi + prep
figurative (occur on)-e denk gelmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  -e tekabül etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 My birthday falls on a Saturday this year.
fall on [sth/sb],
fall upon [sth/sb]
vi + prep
(attack)saldırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  hücum etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
fall on [sth],
fall upon [sth]
vi + prep
(eat hungrily)hapur hupur yemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (yemeğe)saldırmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
fall on [sth],
fall upon [sth]
vi + prep
(opportunity: grab enthusiastically)fırsatı değerlendirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'fall on' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:

fall on' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'fall on'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.