extend

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ɪkˈstɛnd/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ɪkˈstɛnd/ ,USA pronunciation: respelling(ik stend)


WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
extend [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (make longer: physically) (fiziksel olarak)genişletmek, uzatmak, büyütmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 They are going to extend the bike path by 3 km.
 Bisiklet yolunu 3 km uzatacaklar.
extend vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (make longer: time) (süreyi uzatma)uzatmak, temdit etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The legislature extended the voting time by 15 minutes.
 Yasama meclisi, oy verme süresini 15 dakika uzattı.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
extend viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (stretch out)uzanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The roof of the house extends over the porch.
extend viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (stretch to reach sthg) (bir şeye erişmek için)uzanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 She extended to reach the top shelf without letting go of the baby.
extend viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (spread)yayılmak, uzanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Our land extends from the river to the road.
extend [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (hand: hold out)uzatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The Frenchman extended his hand to shake mine.
extend [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (place at full length)yaymak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He extended the map across the table.
extend [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (widen)genişletmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The seatbelt law has been extended to include back seats.
extend [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (offer)sunmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  teklif etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 She extended an offer to buy the business.
extend vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (extrapolate)ulaştırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Let's extend this idea to its logical conclusions.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'extend' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: extend a [greeting, salutation, welcome, hand] (to), extend a [warning, caution, message], extend a [warm, helping] hand, daha fazlası...

extend' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'extend'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.