established

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ɪˈstæblɪʃt/

Bu sayfada: established, establish

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
established adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (order: existing)yerleşik, yerleşmiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 People often accept the established order without question.
established adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (company)(şirket, vb.) istikrarlı, sağlam, oturmuş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The bank is happy to lend money to established businesses that are doing well.
established adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (proven)ispatlanmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 We have to work on the basis of established knowledge on the subject.
established adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (person: respected) (kişi)saygın s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (aile, vb.)köklü s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The lecturer is an established authority on this subject.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
establish vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (create)kurmak, tesis etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He decided to establish a hospital for sick children.
 Hasta çocuklar için bir hastane kurmaya karar verdi.
establish [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (install)tesis etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  kurmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The chain decided to establish a restaurant in every major city in the US.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
establish [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (make recognized)belirlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  tespit etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 First, they had to establish the rules.
establish [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (make happen)oluşturmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  yapmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  kurmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The police established order in the city.
establish [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (promulgate)resmileştirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The miner staked out his site, to establish his claim.
establish [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (demonstrate, prove)kanıtlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The police had to establish whether the man was dead or if he was just missing.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'established' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: is an established [rule, fact] (that), is a well-established [fact, feature, approach], a firmly established [family, company, rule], daha fazlası...

established' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'established'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.