else

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈɛls/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ɛls/ ,USA pronunciation: respelling(els)

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
else adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (thing other than)başka s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I can't wear that pink dress! Have you got anything else?
 O pembe elbiseyi giyemem! Başka birşeyin var mı?
else adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (in addition to)daha başka s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I'll take the apples, but what else do you have?
 Elmaları alayım ama daha başka neyin var?
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
else advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (if not)değilse z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Will red suit you? Else I can only offer blue.
else advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (otherwise)yoksa z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Say something useful or else stay quiet.
else advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (threat) (tehdit)yoksa z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Write good sentences, or else!
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
anyone else pronpronoun: Replaces noun--for example, "He took the cookie and ate it." "I saw you yesterday." (any other person)başkası zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
  başka birisi zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
 If anyone else knows the lyrics, then please sing along.
anyone else pronpronoun: Replaces noun--for example, "He took the cookie and ate it." "I saw you yesterday." (with negative: no other person)hiç kimse zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
 I can't see anyone else I know here.
anything else nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (any other thing)başka bir şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Do you need anything else? Do you want me to get anything else from the shops?
anywhere else,
also US: anyplace else
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(any other place)başka bir yer i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I'd rather be anywhere else right now.
everyone else nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (all other people)başka herkes i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  diğer herkes i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Why haven't you left home like everyone else? I try to be original, rather than imitate everyone else.
everything else pronpronoun: Replaces noun--for example, "He took the cookie and ate it." "I saw you yesterday." (all other things)başka her şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  diğer her şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I ordered the salad, since everything else on the menu had meat.
like nothing else advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (in a unique way)benzersiz bir şekilde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 The sound of babies crying irritates me like nothing else.
like nothing else adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (unique)benzersiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  eşsiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The train ride through the Swiss Alps was like nothing else.
mistake [sb] for [sb] else vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (identify wrongly)sanmak, karıştırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 I didn't recognize her voice and mistook her for Jenny.
 Sesini tanıyamadım ve onu Mine sandım (or: Mine ile karıştırdım).
mistake [sth] for [sth] else vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (choose wrongly) (başka bir şeyle)karıştırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (başka bir şey)sanmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 I mistook the car for a newer model and paid too much for it.
nothing else pronpronoun: Replaces noun--for example, "He took the cookie and ate it." "I saw you yesterday." (not anything more)başka hiçbir şey zam.zamir: İsmin yerini geçici olarak tutabilen, isim gibi kullanılabilen, isim soylu sözcüktür (örnek: "kitabı gördün mü? > bunu gördün mü?").
 When I'm in the mood for ice cream, nothing else will do. There is nothing else to say.
or else advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (otherwise, if not)aksi halde, yoksa, aksi takdirde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Choose ham and eggs, or else ham and cheese.
or else interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (expressing a threat)yoksa fena olur ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 You will do as I say, or else!
so what else is new interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (not surprised)ne haber, nasıl gidiyor ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Yes, you're late again—so what else is new?
someone else nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (another person)başkası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  başka biri i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  bir başkası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I don't want to do it - ask someone else.
something else nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. ([sth] different)başka bir şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  farklı/değişik şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Sam wanted shrimp for dinner but had to settle for something else.
something else nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. ([sth] additional)başka bir şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Would you like something else to drink?
something else nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative, slang ([sth] very impressive)çok etkileyici şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 His new car's something else! - it´s amazing! Wow! - now that painting is really something else!
somewhere else,
also US: someplace else
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(in another place)başka bir yere z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  başka bir yerde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 When they saw the menu they decided to go somewhere else for lunch. My keys must be someplace else, as they are not where I normally leave them.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'else' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: do you [need, want] anything else?, can I help you with anything else?, what else [can, could] we do?, daha fazlası...

else' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'else'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.