driving

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈdraɪvɪŋ/US:USA pronunciation: respellingUSA pronunciation: respelling(drīving)

From the verb drive: (⇒ conjugate)
driving is: Click the infinitive to see all available inflections
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
Bu sayfada: driving, drive

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
driving nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (operating a road vehicle)(araba, kamyon, vb.) kullanma, sürme, sürüş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Driving is a very useful skill to learn.
driving adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (operating a vehicle) (okul, vb.)sürücü isim s.
  araç süren s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 She went to driving school because no one in her family would teach her how to drive.
driving adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (that motivates, propels)harekete geçiren s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  motive eden s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  heveslendiren s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 When he became a doctor, his driving motivation was his wish to help his community.
driving adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (rain, wind: forceful) (yağmur, rüzgar)şiddetli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  kuvvetli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The driving rain soaked Dan in just a few minutes.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
drive viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (operate a vehicle)araç sürmek, araç kullanmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I can't drive yet. I'm only 15.
drive vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (vehicle) (motorlu araç)sürmek, kullanmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Would you like to drive my new car?
 Yeni arabamı kullanmak ister misin?
drive vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (cause movement)hareket ettirmek, çalıştırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Wind drives the fan and creates electricity.
 Rüzgâr pervaneyi hareket ettirip elektrik üretmektedir.
drive [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (passenger: transport) (araba, vb. ile)götürmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 I'll be late to the show unless you can drive me.
drive [sb] to [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (passenger: transport) (arabayla)götürmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Could you drive me to the station?
drive [sb] to [sth] vtr + prep figurative (compel, cause) (mecazlı)neden olmak, sebep olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (mecazlı)mecbur etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  zorlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The addiction drove him to a life of crime and misery.
drive [sb] to do [sth] vtr + prep figurative (compel, cause) (mecazlı)neden olmak, sebep olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (mecazlı)itmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The desire to make her parents proud is what drives her to succeed.
drive [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." figurative (push, power) (mecazlı)itmek, harekete geçirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Spending drives the economy.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
drive adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (part of machine) (teknik)sürme, sürüş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (kayış, pim, vb.)tahrik s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 There's a problem in the drive train.
drive nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (journey by car)araba gezintisi, araba gezisi, araba yolculuğu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The drive was really tiring.
 Araba gezintisi çok yorucuydu.
drive nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (pleasure trip)araba gezisi, araba gezintisi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Let's go for a drive in the country.
drive nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (push)gayret, çaba i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 His drive to succeed led him into business.
 Başarılı olmak için gösterdiği gayret iş dünyasına atılmasında etkili oldu.
drive nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. ([sth] driven: animals, cargo) (havyan, kargo, vb.)sevkiyat i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The whole drive of cattle fell ill and nearly died en route.
drive nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (psychology: urge)dürtü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  güdü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He has difficulty controlling his drives.
drive nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (forward course)hamle i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  çıkış i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 They somehow found the energy for a final drive for the finish line.
drive nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (military thrust)hücum i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  saldırı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The army's drive into enemy territory was a great success.
drive nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (charity)bağış kampanyası, kampanya i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The spring fund-raising drive was very successful.
drive nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (energy)enerji i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  gayret i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  kuvvet, güç i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She's got a lot of drive and that motivates everyone.
drive nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (machinery)sistem i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  mekanizma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  motor i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The belt drive is poorly designed.
drive nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (automobiles) (otomobil)sürüş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  çekiş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Move the car from neutral to drive and release the brakes.
drive nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (sports: hitting) (spor)vuruş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Her drive sent the ball right past her opponent.
drive nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (computing) (bilgisayar)sürücü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Insert the CD into the drive.
Drive nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (road name) (yol ismi)Yolu, Caddesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Jane's address is 65 Poplar Drive.
drive,
driveway
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(private road) (evle cadde arasındaki)özel araba yolu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 An expensive-looking sports car turned into the drive.
drive [sb] to do [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative (motivate) (mecazlı)motive etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  isteklendirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  harekete geçirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 What drives her to succeed is a desire to make her parents proud.
drive viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (be impelled)sürüklenmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The yacht drove before the strong wind.
drive viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (go forward vigorously)öne atılmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The storm drove onwards, gathering strength.
drive viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (travel by vehicle)arabayla yolculuk etmek, arabayla gitmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Shall we drive or take the train?
drive viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (sports: hit or kick) (spor)vurmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  atış yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 In golf, I find driving easier than putting.
drive [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (sport: hit, kick) (spor)vurmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  atmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Kane drove a low shot past the goalkeeper.
drive [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (baseball: advance)dışarı sürmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He drove the runner home with a hit.
drive [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (logs: float down river) (nehirden aşağı)bırakmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 They drove the logs down the river.
drive [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." figurative (motivate)çabalamak, uğraşmak, gayret etmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Ian's desire to be the best is what drives him.
drive [sb] to [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." figurative (provoke) (mecazlı)kışkırtmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  tahrik etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Her children always drive her to the point of madness.
drive [sth] to [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." figurative (push) (mecazlı)sevk etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  yönlendirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 She drove the conversation to a certain topic.
drive [sth] into [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (sport: hit, kick) (spor)-e doğru atmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 She drove the ball into the net.
drive [sth] into [sth/sb] vtr + prep (nail, blade: hammer) (çivi, vb.)çakmak
 He drove the nail into the wall.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
driving | drive
İngilizceTürkçe
be in the driver's seat,
take the driver's seat,
have the driver's seat,
be in the driving seat
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
figurative (have control) (mecazlı)kontrolü eline almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  kontrolü elinde tutmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 If he thinks he can lead the team better, let him have the driver's seat.
driver's license (US),
driving licence (UK),
driver's licence (Can)
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(permit to drive)ehliyet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  sürücü belgesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I've had my driver's license for 15 years.
driver's test (US),
driving test (UK)
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(exam for learner drivers)sürücü testi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Gina failed her driver's test several times before finally passing.
driving force nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (impetus)itici güç, itici kuvvet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (mecazlı)cesaret/destek veren kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The actress was the driving force behind the renovation of the theatre.
driving examiner,
also US: driving inspector
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(person who tests drivers for license)ehliyet sınavı gözetmeni i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
driving range nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (golf practice area)(golf oyununda) egzersiz alanı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Tony was out on the driving range practising his golf swing.
drunk driving (US),
drink driving (UK)
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
colloquial (driving while intoxicated)alkollü araba kullanma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Rich was arrested for drunk driving.
DUI nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, uncountable, written, initialism (driving under the influence)uyuşturucu madde etkisi altında araç kullanma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  alkollü araç kullanma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'driving' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eş anlamlılar: urging, touring, daha fazlası...
Eşdizimler: [practice, hit balls] at the driving range, [cautious, aggressive, slow, fast] driving, [defensive, winter, night] driving, daha fazlası...

driving' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'driving'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.