draw

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈdrɔː/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/drɔ/ ,USA pronunciation: respelling(drô)


Inflections of 'draw' (v): (⇒ conjugate)
draws
v 3rd person singular
drawing
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
drew
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
drawn
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
draw viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (sketch, do drawings)çizim yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  çizmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  karalamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The artist picked up a sketch pad and began to draw.
draw vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (sketch a picture)çizmek, resim çizmek, resim yapmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 I like to draw trees on my school books.
 Okul kitaplarımın üzerine ağaç resimleri çizmeye bayılıyorum.
draw vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (a weapon)silah çekmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The cowboy drew his gun to show that he was serious.
 Kovboy ciddi olduğunu göstermek için silahını çekti.
draw [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (attract)çekmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  dikkat çekmek, dikkatleri toplamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  ilgi çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Fights usually draw large crowds.
draw [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." figurative (elicit, arouse) (mecazlı)yol açmak, neden olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  üzerine çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Racial remarks will usually draw anger from others.
draw viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (tie a game) (oyun, maç, vb.)berabere kalmak, berabere bitirmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Neither team won the game; they drew.
 İki takım da oyunu kazanamadı; berabere kaldılar.
draw nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (attraction) (mecazlı)atraksiyon i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The governor's speech was a big draw, so there were many people in attendance.
 This sentence is not a translation of the original sentence. Şirket hayır kurumları yararına bir atraksiyon düzenledi.
draw nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (tied game) (maçta, vb.)beraberlik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  berabere biten oyun i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The football match was a draw.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
draw nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (power to attract)çekiş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  cazibe i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  çekicilik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The man had some sort of draw on women that we couldn't understand.
draw nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (drawing of lots) (piyango)çekiliş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  kura i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 A draw was used to create four teams. She won the draw for the blueberry pie.
draw nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (smoking: inhalation) (sigara)içine çekme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 A draw of cigarette smoke is often followed by a cough.
draw nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (removal of a gun)silah çekme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The cowboy had a quick draw and shot the other cowboys first.
draw nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (pull)çekme, çekiş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 His draw of a four from the hat put him on team four.
draw nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US (gully)vadi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The horsemen are waiting in the draw behind that hill.
draw viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (sketch)resim çizmek, resim yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  çizim yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 She likes to spend her time drawing.
draw viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (approach)yaklaşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  yakınına gelmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 As he drew close to home, he heard the sound of the fire.
draw viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (take out a weapon)silah çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  silahına davranmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The cowboy drew quickly.
draw viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (select [sth] by lots)kura çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  çekiliş yapmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 We will draw from a hat to see who goes on which team.
draw viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (tea: brew) (çay)demlenmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Leave the tea alone! Just let it draw.
draw [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (pull [sth] behind)çekmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The truck is strong enough to draw a one-ton trailer.
draw [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (extract [sth])çekip çıkarmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Before people had running water in their homes, they would have to go to a well to draw water.
draw [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (curtain, drapes: pull shut) (perde)çekmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  kapatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Each night they draw the curtains.
dra [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (take, obtain [sth](ilham, vb.)almak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  elde etmek, edinmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He draws inspiration from his past.
draw [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (withdraw money) (para)çekmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He draws fifty dollars from my account every Friday.
draw [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (earn [sth](para)kazanmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (maaş, vb.)almak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He draws a large salary.
draw [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (formulate [sth](sonuç, vb.)çıkarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 You can draw whatever conclusion you want, but I believe that he did it.
draw [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (select [sth])seçmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Let's draw sticks to see who has to go. Longer stick wins.
draw [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (cards: take out) (iskambil kağıdı, vb.)çekmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 She drew a card from the top of the deck.
draw [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (contract, wrinkle [sth](kaş)çatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  buruşturmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 She drew her brow in deep thought.
draw [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (bow: bend to shoot arrow) (ok yayı)germek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The archer draws his bow, and then releases the arrow.
draw [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (tea: brew) (çay)demlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 She never draws the tea properly - it's always too weak.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
draw away vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (retreat, move back)geri çekilmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
draw back vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (flinch)çekilmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
Not: The single-word form is used when the term is a noun
 She drew back sharply when the dog barked at her.
draw [sth] down,
draw down [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
mainly US (military: reduce number of troops) (askeri birlik)sayısını azaltmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The army will gradually draw down the troops in the war-torn region this year.
draw [sth] down,
draw down [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
mainly US (deplete: supplies) (bir şeyi)tüketip bitirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
draw [sb] in,
draw in [sb]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(interest, captivate)ilgi çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 We need a beautiful sign for our shop to draw in customers.
draw in vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." UK (night: get darker earlier) (gün)kısalmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  (gece)uzamak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Now that the nights are drawing in, there's no better place to be than in an armchair by the fire.
draw on [sth] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] (resources: use)kullanmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Henrietta drew on her experience as a hockey captain when asked to lead the project.
draw on [sb] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] ([sb]: use contribution of)yararlanmak, faydalanmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  istifade etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
draw [sth] out,
draw out [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(prolong)uzatmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I signed up for a Masters course because I wanted to draw out being a student for as long as possible.
draw [sth] out,
draw out [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(elicit)söyletmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  konuşturmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  meydana çıkarmak, ortaya çıkarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The psychiatrist drew out her long-buried secrets.
draw [sb/sth] out,
draw out [sb/sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(lure, esp. out of hiding) (saklandığı yerden, deliğinden, vb.)çıkarmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The pest control technician used smoke to draw out the wasps.
draw [sth] up vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (draft, plan out) (kontrat, vb.)hazırlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  tanzim etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  düzenlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 It is desirable that any important legal documents be drawn up by a qualified solicitor.
draw [sth] up vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (pull forward) (sandalye, vb.)çekmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Draw up a chair and I'll show you my holiday pictures.
draw [sth] up vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (pull upwards)yukarı doğru çekmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 She drew her knees up to her chest and lay there in a foetal position.
draw up vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (car: arrive, stop) (araç)yanaşmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  yaklaşıp durmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Two cars drew up outside the house.
draw up vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (arrive: by car) (araba ile)gelmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 They drew up at the premiere in a stretch limousine.
draw upon [sth/sb] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] (use as source or resource)kullanmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  yararlanmak, faydalanmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 To pass the final exam, the students must draw upon everything they have learned in the course.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
draw a conclusion v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (deduce, conclude [sth])sonuç çıkarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The sample was too small for the researchers to draw a conclusion with any certainty.
draw a crowd v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (attract people's attention)(kalabalığın, vb.) ilgisini çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 That band always draws a crowd.
draw a gun on [sb] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (aim a firearm at)silah çekmek, tabanca çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 To stop the robber, the policewoman drew a gun on him and ordered him to lie on the ground.
draw a parallel between [sth] and [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (identify as being similar)birbirine benzetmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 We can draw a parallel between restrictions on law making powers of the earliest British Parliaments, and that of the modern European Parliament.
draw attention vtr + n (be very noticeable)ilgi çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  dikkati çekmek, dikkatleri üzerine çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  göze çapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Garish clothing draws attention.
draw attention to [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (make [sth] noticeable) (bir konuya, vb.)parmak basmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
draw away from [sth/sb] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (retreat from [sth], [sb])-den ayrılmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  -den uzaklaşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
draw [sb] away from [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (cause to leave)uzaklaştırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 What drew you away from your hometown?
draw back from [sth/sb] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (retreat)geri çekilmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He ordered his troops to draw back from the border.
draw [sth] back vtr + prep (pull away, apart)çekmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 When I drew back the curtains, sunlight flooded in.
draw [sth] forth,
draw forth [sth]
vtr + adv
(bring out, elicit)ortaya çıkarmak, meydana çıkarmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  su yüzüne çıkarmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  belli etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
draw heavily on [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (make great use of)(birşeyi) çok fazla kullanmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The apprentice draws heavily on the works of the grand masters for inspiration.
draw [sth] in,
draw in [sth]
vtr + adv
(inhale: smoke, breath) (duman, vb.)içine çekmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He would often cough after drawing in a breath of smoke.
draw in vi + adv (move closer)yanaşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  yaklaşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 As he drew in closer, John could see more and more detail.
draw [sb] into [sth] vtr + prep (involve [sb] in [sth](birisini bir olayın)içine çekmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  dahil etmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Don't draw me into your problems!
draw near vi + adv figurative (be imminent) (zaman)yaklaşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 New Year's Day is drawing near.
draw near vi + adv (approach)yaklaşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 As we drew near, the air became thick with smoke.
draw near [sth] vi + prep (approach)-e yaklaşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 As we drew near the gates, they opened automatically.
draw off [sth],
draw [sth] off
vtr + adv
(liquid: remove by draining) (sıvı)çekip boşaltmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The doctor had to use a large needle to draw off the liquid in my swollen knee.
draw [sb] off vtr + adv ([sb]: induce to leave) (birisini)uzaklaştırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
draw [sth] off vtr + adv ([sth]: remove by pulling)geri çekmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
draw on [sth],
draw [sth] on
vtr + adv
(clothing: put on) (giysi)giymek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He quickly drew on his trousers and ran out the door.
draw the line at [sth],
draw the line at doing [sth]
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
figurative, informal (set a limit or restriction)set çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  sınır çizmek, sınır koymak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I went out for a few beers, but I drew the line at doing shots.
draw to a close,
draw to an end
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
(finish)sona ermek, bitmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 As the evening drew to a close, the orchestra played a final waltz.
draw [sth] to a close v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (bring to an end)bitirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  sona erdirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 After an hour on the phone, she drew the conversation to a close.
draw to an end v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (finish)sona ermek, bitmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The war gradually drew to an end.
draw together vi + adv (form a huddle or group)bir araya toplanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  birbirine sokulmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Penguins sometimes draw together to share body warmth.
draw together vtr + adv (unite)bir araya getirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  birleştirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
draw your gun v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (pull out a firearm)silah çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The insistent sound of the snake's rattle caused him to draw his gun as a precaution.
draw your pay v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (receive wage)maaşını almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  maaşını çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The workers drew their pay at the end of each week.
draw your sword v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (pull out blade)kılıç çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 When the soldier heard the insult, he drew his sword.
the luck of the draw nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (chance)şans işi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There's no way of guaranteeing you'll win the lottery - it's just the luck of the draw.
quick on the draw adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (quick to draw firearm)hızlı silah çeken s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Cowboys had to be quick on the draw when they were fighting duels.
quick on the draw,
quick on the trigger,
quick off the mark
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
figurative, informal (quick to act or react)hızlı cevap veren s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'draw' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: draw on [paper, a school desk, the wall, the table], a [score, no-score, scoreless] draw, draw with [a pencil, graphite, charcoal], daha fazlası...

draw' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'draw'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.