dog

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈdɒg/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/dɔg, dɑg/ ,USA pronunciation: respelling(dôg, dog)


Inflections of 'dog' (v): (⇒ conjugate)
dogs
v 3rd person singular
dogging
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
dogged
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
dogged
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
dog nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (pet) (evcil hayvan)köpek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (kaba/argo)it i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She got a dog for Christmas.
 Küçük kıza Noel hediyesi olarak bir köpek armağan edildi.
 This sentence is not a translation of the original sentence. Şu mahallede dolaşan itlere yemek verin, günlerdir aç zavallı hayvanlar.
dog nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (species: canis familiaris) (hayvan türü)köpek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There are many different breeds of dog.
dog vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (hound, harass)rahatsız etmek, rahat bırakmamak, rahat vermemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (gündelik dil)peşini bırakmamak, yakasını bırakmamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The problem has been dogging me for days.
 Bu sorun beni günlerdir rahatsız ediyor.
 Bu bela hiç peşimizi bırakmayacak gibi görünüyor.
dog nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (animal: canine) (köpekgillerden hayvan)köpek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Wolves, coyotes and dingoes are all dogs.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
dog nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. slang, figurative, pejorative (contemptible person) (argo, mecazlı)it herif i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I'll get you back for that, you dog!
dog nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, slang, figurative (male friend) (mecazlı)dost, arkadaş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 So how are you doing, you old dog!
dog nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. slang, figurative, pejorative (unattractive woman)çirkin kadın i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (argo)ucube, gudubet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I wouldn't go out with her. She's a dog!
dog nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, slang, figurative (object: worthless) (mecazlı)değersiz şey, işe yaramaz şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (argo)boktan şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 That car of yours is a dog!
dog nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, slang, figurative (failure) (mecazlı)fiyasko i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  başarısızlık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 His latest film was a dog.
dog nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (mechanics: piece of locking mechanism)kilit i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  kenet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  sürgü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
dog [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (chase with hounds)kovalamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 They dogged the fox through the woods.
dog [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." informal, figurative (follow)takip etmek, izlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 They dogged him all the way home.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
dingo,
wild dog
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(Australian wild dog) (Avustralya yabani köpeği)dingo i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The area has seen an increase in the number of attacks by dingoes.
dog days nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors." (hot summer period)yazın en sıcak günleri çoğ i
 The dog days of summer were dangerous times as tempers were easily provoked.
dog food nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (processed food product for dogs)köpek maması i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I'm going to try a different brand of dog food to see if he'll eat that.
dog-eared adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (page: folded corner) (sayfa)köşesi kıvrılmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  uçları kıvrık s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Several pages of the catalog were dog-eared.
doghouse nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (kennel for a dog)köpek kulübesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Gwen built a doghouse for her new puppy to sleep in.
dogsled,
dog sled
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(sled pulled by huskies)köpek kızağı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 People living in remote areas of the Arctic sometimes use dogsleds to travel long distances.
game dog nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (for hunting)av köpeği i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Hounds and setters make some of the best game dogs.
groomer nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (person who tends dogs' coats)köpek tıraşçısı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
guard dog nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (watch dog)bekçi köpeği i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 German shepherds make excellent guard dogs.
guide dog,
also US: seeing-eye dog
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(blind person's assistance dog) (görme engelliler için)rehber köpek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Labradors have traditionally been used as guide dogs.
hot dog nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (frankfurter sausage in a bun)sosisli sandviç i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 A hot dog and a soda is a classic American meal.
hot dog nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (frankfurter sausage)sosis i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I ate the hot dog but left the bun.
hot dog nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, informal (person who does stunts to attract attention)deli fişek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  cüretli kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 See that guy on crutches; yesterday he was the biggest hot dog on the slopes.
hot-dog viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." US, informal (sports: do a spectacular maneuver)çeviri bulunamıyor
 Look at those skiers hot-dogging!
hot-dog n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood." US, informal (skillful, esp. in sports) (özellikle sporda)kabiliyetli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  becerikli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Ben is a hot-dog surfer.
Hot dog! interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" US, slang (enthusiasm, pleasure)harika ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  (gayri resmi)süper ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
kennel nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (small outdoor house for a dog)köpek kulübesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He's happy to sleep in his kennel unless it's too cold.
lapdog,
lap dog
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(small dog)küçük köpek, kucak köpeği i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I love my lapdog, but sometimes I wish I had a pit bull instead.
mess,
dog mess
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
informal (dog, etc.: faeces) (gayri resmi)kaka, pislik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Puppies are cute, but if you want one, you have to be prepared to clean up mess sometimes.
prairie dog,
prairie-dog
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
US (small wild North American rodent)çayır köpeği i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Prairie dogs have a complex social structure.
sheepdog,
sheep dog
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(dog that herds sheep)çoban köpeği i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 A huge sheepdog suddenly jumped over the fence.
shepherd,
shepherd dog
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(breed of dog)çoban köpeği i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The farm was guarded by three large shepherds.
top dog nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative, slang ([sb] in authority)patron i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Joe's the top dog at work, but his wife's the top dog at home!
top-dog n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood." (relating to [sb] in power)patronluk isim s.
walk the dog v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (walk with pet dog for exercise)köpeği gezdirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  köpeği yürüyüşe çıkarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I walk the dog every day.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'dog' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: dogged her [every move, actions], a [yellow, long-haired, purebred] dog, a dog trainer, daha fazlası...

dog' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'dog'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.