distressed

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/dɪˈstrɛst/US:USA pronunciation: respellingUSA pronunciation: respelling(di strest)

Bu sayfada: distressed, distress

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
distressed adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (clothing, furniture: made to look worn) (kumaş, vb.)yıpranmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Dan was wearing a white T-shirt and distressed jeans. The distressed oak sideboard looked perfect in Janice's dining room.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
distressed adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (industry, city)tehlikede olan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yoksul, fakir s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
distressed adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (person: stressed) (kişi)sıkıntılı, bunalımlı, stresli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
distress nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (mental pain)sıkıntı, bunalım i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  elem, keder, üzüntü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The widow's distress at her husband's funeral was obvious.
distress nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (need for help) (yardıma)ihtiyaç i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  zaruret i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Richer nations came to the aid of the country in its time of distress.
distress vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (mental)üzmek, sıkmak, sıkıntı vermek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
distress nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (medical: malfunction)(tıpta) distres i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The patient is suffering from gastric distress.
distress [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (age furniture, clothing, etc.) (eşya, giysi, vb.)eski bir görünüm vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The furniture maker distressed the chest of drawers.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'distressed' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: was distressed to [see, learn, read, discover, hear], get distressed at (not) [having, being], get distressed at [what, why, when, how], daha fazlası...

distressed' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'distressed'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.