deep

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈdiːp/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/dip/ ,USA pronunciation: respelling(dēp)


Inflections of 'deep' (adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."):
deeper
adj comparative
deepest
adj superlative

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
deep adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (extending far down)derin s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The lake is very deep near the centre.
 Gölün orta kısmı çok derindir.
deep adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (low in pitch) (ses)kalın, tok s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 A deep sound came out of the pipe organ.
 Orgdan kalın bir ses çıktı.
deep adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (situated far down)dip, dipte s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The submarine was deep under the surface of the water.
deep adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (container, etc.: tall)uzunluğundaki s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  derinliğindeki s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The box is twenty centimetres wide and thirty centimetres deep.
deep adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (extending far inwards)içte, iç kısımda s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I have found him! He is deep in the crowd, near the centre.
deep adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (dark in colour) (renk)koyu s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The shirt was deep blue in colour.
deep adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (extreme) (mecazlı)derin s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  şiddetli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  ağır s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He was in a deep sleep and couldn't be woken.
deep adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (profound, meaningful) (mecazlı)anlamlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I never realized what a deep thinker he is till I talked to him today.
deep adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (rich in emotion) (duygu)engin, derin s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He really expressed his deep emotions for me today.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
deep in [sth] adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (absorbed) (mecazlı)dalmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 She is deep in thought.
deep adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (mysterious) (mecazlı)esrarlı, gizemli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 This is a deep, dark mystery, which I am longing to solve.
deep advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (deeply)derince z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Ants dig deep in the ground.
the deep nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (sea)denizin derinlikleri i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  okyanusun derinlikleri i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The giant octopus came out of the deep and approached the submarine.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
deep breath nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (big inhalation)derin nefes i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I like to take deep breaths to help calm myself down.
deep down advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (inwardly or intimately)aslında, esasında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  (bilincinin, kalbinin, vb.) derinliklerinde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 She looks happy but deep down she is very lonely.
deep fry [sth],
deep-fry [sth]
vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat."
(boil in fat, oil)kızgın yağda kızartmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 A popular way to cook chicken is to deep fry it so that it has a crispy skin.
deep in thought,
in deep thought
exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own."
(thinking intensely)derin düşünceye dalmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Deep in thought, she didn't hear him call her name.
deep space nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (region beyond solar system)derin uzay i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The spacecraft will explore deep space.
deep-rooted,
deep rooted,
deeply-rooted,
deeply rooted
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
figurative (firmly established)kökleşmiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  iyice yerleşmiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
Not: The hyphen is omitted when the adjective follows the noun
deep-seated,
deep seated
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
figurative (emotion: firmly implanted) (his)derin s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yerleşmiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
Not: The hyphen is omitted when the adjective follows the noun
dig deep,
delve deep
vi + adv
figurative, informal (find sufficient money)yeterli parayı bulmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (mecazlı)elini cebine atmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The couple had to dig deep to pay their son's medical bills.
dig deep vi + adv figurative (summon inner resources)derine inmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 You'll have to dig deep if you want to find the courage to get through this ordeal.
dig deep to do [sth] vi + adv figurative (summon strength)güç toplamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The runner had to dig deep to maintain his lead.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'deep' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: the deep of [winter, night], a deep [hole, lake, river, swimming pool], the deeps of the [Atlantic, ocean], daha fazlası...

deep' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'deep'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.