dearest

UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈdɪərɪst/

From dear (adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."):
dearer
adj comparative
dearest
adj superlative
Bu sayfada: dearest, dear

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
dearest,
my dearest
interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!"
(term of affection)canım ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  tatlım ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Charles, dearest, would you bring me my newspaper?
dearest adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (heartfelt)en içten s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  en samimi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Our dearest prayers go out to the victim's family.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
Dearest [sb] exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." written (written salutation) (mektup, vb.)Sevgili s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Dearest Liz, I am writing to tell you that I am well.
dearest [sb] exprexpression: Prepositional phrase, adverbial phrase, or other phrase or expression--for example, "behind the times," "on your own." dated (term of affection) (hitap)sevgili s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Dearest Kay, you know I love you.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
dear adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (in letter: salutation) (yazışmalarda hitap)sevgili s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (resmî dil)sayın s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Dear John, thank you for your letter.
 Sevgili Can, mektubun için teşekkürler.
 Sayın Mehmet Bey, mektubunuz için teşekkür ederiz.
dear adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (beloved)canım, sevgili s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Yes, my dear brother.
 Evet, canım (or: sevgili) kardeşim.
dear adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (respected, esteemed)sevgili, saygıdeğer s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 We are indebted to our dear doctor.
dear adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (precious)değerli, kıymetli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Our family is very dear to us.
dear adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." UK, informal (item: expensive)pahalı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (argo)kazık, tuzlu s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I can't afford to buy that coat. It's too dear.
dear adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." UK, dated, informal (shop: charges high prices) (mağaza)pahalı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (argo)kazık s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Don't shop there, it's very dear.
dear advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." UK, dated, informal (at a high price)pahalı fiyata, pahalıya z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 They sell things very dear in that shop.
dear nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (person: lovable)sevilen kimse i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There were twenty children in that class, all of them dears.
dear interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (term of address)canım, tatlım, şekerim ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
Not: Not used with men. Potentially offensive when addressing strangers.
 Are you warm enough, dear?
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

dearest' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'dearest'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.