WordReference tam bu tümceyi çeviremiyor ancak her bir kelimeye tıklayarak anlamını görebilirsiniz.

dead in the water


Aradığınız tam cümleyi bulamadık.
"dead" için olan girdi aşağıda gösterilmektedir.

Ayrıca bakınız: in | the | water

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
dead adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (no longer alive)cansız, ölmüş, ölü s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The bug still wasn't dead, so he stepped on it again.
 This sentence is not a translation of the original sentence. Ölmüş (or: cansız) böcekleri yerden topladı.
dead,
the dead
nplplural noun: Noun always used in plural form--for example, "jeans," "scissors."
(people no longer alive)ölüler, ölmüşler çoğ. i.çoğul isim: Birden fazla varlığı ya da kavramı ifade eder.
 There are a lot of dead buried in that cemetery.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
dead adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (numb) (mecazlı)uyuşmuş, uyuşuk s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 My right foot is dead. Let me walk around a little to wake it up.
dead adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." informal, figurative (exhausted) (mecazlı)yorgun, bitik, bitkin s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  ölgün s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I am dead! Walking around all day is exhausting.
dead adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." informal, figurative (lacking activity) (mecazlı)sönük s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  hareketsiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 This party is dead. Let's go to another one.
dead adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (flat, no longer fizzy) (içecek)gazı kaçmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Is the lemonade dead? I like it fizzy.
dead adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." informal, figurative (no longer useful) (mecazlı)bozuk, bozulmuş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I think the blender is dead and we need to get another one.
dead adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (no longer burning) (ateş)sönmüş, sönük s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The fire appears to be dead.
dead adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (battery) (akü, pil, mecazlı)ölü s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The battery is dead so the car won't start.
dead adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (electricity) (elektrik, mecazlı)ölü, akımsız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Here is the problem. The circuit is dead and needs to be replaced.
dead adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (sports: out of play) (spor, mecazlı)oyun dışı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The hit occurred while the ball was dead, so the team will be penalised.
dead adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (abrupt)ani s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The car came to a dead stop after hitting the tree.
dead adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." informal, figurative (container: empty) (mecazlı)boş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The keg is dead. We need to find another party that still has beer.
dead adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (stagnant) (mecazlı)durgun s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  hareketsiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 This stock is dead today. It hasn't moved up or down in hours.
dead adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (infertile) (verimsiz)ölü s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  cansız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The land is dead, and nothing will grow on it.
dead adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (complete)tam s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The project was a dead failure, and accomplished nothing.
dead advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." informal (completely)tamamen z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  bütünüyle z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 He was dead wrong!
dead advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." slang (very)fazlasıyla s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  çok s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 That was dead easy!
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
beat a dead horse,
flog a dead horse
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
figurative (pursue a hopeless cause)boşa çabalamak, boşa kürek çekmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I tried to convince him to come with us, but felt that I was beating a dead horse.
Day of the Dead nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (celebration: All Souls)Ölüler Günü i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
dead against [sb/sth] adj + prep informal (totally opposed to)tamamen karşı/muhalif s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I wanted to go to Art School, but my parents were dead against it.
dead and buried adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (dead, deceased)ölüp gitmiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I remember my fourth grade teacher, but she's long since been dead and buried I'm sure.
dead and buried adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (no longer in effect)bitmiş, sona ermiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  vadesi dolmuş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 That law is dead and buried.
dead and gone adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (dead, deceased)ölüp gitmiş, çoktan ölmüş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Cyril has been dead and gone for over twenty years now.
dead body nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (corpse)ceset i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The dead body lay undiscovered for three days.
dead end nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (road: cul-de-sac)çıkmaz sokak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The street led to a dead end so we had to turn around.
dead man nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. slang, figurative (man who is likely to die)ölü adam i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Touch me again and you're a dead man!
dead right,
dead straight
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
slang (totally correct) (argo)harbi haklı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  çok haklı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 How did you know that answer? You are dead right! You were dead right about that guy; he is a total creep!
dead stop nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (complete halt)tamamen durma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 They heard a loud bang in the engine and the car came to a dead stop.
dead to the world adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." slang, figurative (asleep)ölü gibi uyumak, derin uykuda olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Once he is asleep he is dead to the world: we can make noise if we want.
dead-end adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (no future)geleceği olmayan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Rick hated his dead-end job.
drop dead vi + adj (die suddenly)aniden ölmek, düşüp ölmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He dropped dead of a heart attack.
Drop dead! interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" figurative, informal (go away!)git, git şuradan ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 When he wouldn't leave her alone, she said, "Drop dead" and walked away.
drop-dead adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (spectacular)görülmeye değer s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  göz kamaştırıcı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  göz alıcı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  muhteşem, olağanüstü s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
drop-dead advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (spectacularly)göz alıcı bir biçimde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  göz kamaştırıcı bir şekilde z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
over my dead body interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" slang, figurative (expressing complete refusal)cesedimi çiğnemen lazım, cesedimi çiğnemeden olmaz, hayatta olmaz ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 You'll have custody of my children over my dead body! You want to borrow my jeans? Over my dead body!
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

dead in the water' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'dead in the water'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.