WordReference tam bu tümceyi çeviremiyor ancak her bir kelimeye tıklayarak anlamını görebilirsiniz.

cool drink


Aradığınız tam cümleyi bulamadık.
"cool" için olan girdi aşağıda gösterilmektedir.

Ayrıca bakınız: drink

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
cool adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (pleasantly cold)serin s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 My coffee is finally cool enough to drink.
 This sentence is not a translation of the original sentence. Kendini Akdeniz'in serin sularına bıraktı.
cool adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (indifferent) (mecazlı)soğuk, ilgisiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 "I don't know," she said with cool shrug of her shoulders.
cool [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (make colder)serinletmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  soğutmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The air conditioner cooled the air.
 Klima içerdeki havayı serinletti.
cool! interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" slang, figurative (great!)harika, mükemmel ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 You got a new car? Cool!
 Yeni bir araba mı aldın? Harika!
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
cool adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (weather: not warm) (hava)serin s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The weather is cool today.
cool adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (clothing: for warm weather) (giysi)serin tutan, ince s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Jane wears cool clothing on a hot day.
cool adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (serene) (mecazlı)sakin s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (mecazlı)soğukkanlı, serinkanlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Irene always manages to remain cool under pressure.
cool adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (deliberate, calculated) (mecazlı)kasıtlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  planlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 With cool movements, the hunter stalked his prey.
cool adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (aloof) (mecazlı)ilgisiz, soğuk s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  küstah s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The aristocrat's cool manner offended the tradesmen.
a cool adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative, slang (emphatic quantity) (mecazlı)tam tamına s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (mecazlı)tam s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The thieves got away with a cool million.
cool adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (color: not warm) (renk, mecazlı)soğuk s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 They painted the wall a cool blue.
cool adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative, slang (stylish, attractive) (mecazlı)havalı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  şık s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Randall just bought a cool car.
cool adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative, slang (not a problem)önemsiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  (gündelik dil)sıkıntı yok
 You ate my food? That's cool. Don't worry about it.
cool advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." informal (coolly)sakince z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  serinkanlılıkla z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 She acted cool and colllected, though she was really very nervous.
cool nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (mild cold)serinlik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I like the cool of the evening.
cool nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (mood, demeanor: calmness) (davranış, tavır)sakinlik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  soğukkanlılık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
cool viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." figurative (become more moderate) (mecazlı)yavaşlamak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The housing market cooled once interest rates started rising.
cool viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." figurative (emotion: become calmer)sakinleşmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  yatışmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 His anger cooled enough that he could enjoy the evening.
cool viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (become colder)serinlemek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  soğumak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The temperature suddenly cooled.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
cool down vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (become less hot)soğumak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Give the cookies ten minutes to cool down.
cool down vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." figurative, informal (become less angry)sakinleşmek, yatışmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 It took Andy a while to cool down after the argument with his brother.
cool down vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (slow pace to end exercise) (egzersiz)yavaşlamak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
cool [sth/sb] down vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (make less hot)soğutmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Ben took a cold shower to cool himself down after the race.
cool down vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." figurative (feeling: lessen)sakinleşmek, yatışmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Henry decided to stay out of his wife's way until her anger had cooled down.
cool off vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (become less hot)serinlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (mecazlı)öfkesi/siniri yatışmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 He went and sat in the shade to cool off.
cool off vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." figurative, informal (become less angry)serinlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (mecazlı)öfkesi/siniri yatışmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 There's no point in arguing about it. We won't solve anything until you cool off.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
cool head nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. slang, figurative (composure, calm)sakinlik, soğukkanlılık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  kendine hakimiyet i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  ılımlılık, itidal i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 After the accident, and even though she had been injured, she had a cool head.
cooler,
UK: cool box
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(box: keeps food and drink chilled)buz kutusu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  taşınabilir soğutucu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There's a cooler full of beer in the back of the van.
keep cool vi + adj (avoid getting hot)serinlemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 William was using a small electric fan to keep cool.
keep cool vi + adj figurative (remain calm)sakin olmak, sakin kalmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  soğukkanlılığını korumak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Just keep cool, and act like you don't know anything.
keep [sb/sth] cool vtr + adj (prevent getting hot)serin yerde tutmak, serin tutmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 These plants don't like too much heat, so keep them cool by planting them in a partially shaded spot.
keep [sth] cool vtr + adj (drink, etc.: chill)soğuk tutmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Gemma put the wine in the fridge to keep it cool.
keep your cool v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." figurative, informal (remain calm)sakin olmak/kalmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  soğukkanlılığını korumak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 You need to keep your cool if provoked.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

cool drink' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'cool drink'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.