WordReference tam bu tümceyi çeviremiyor ancak her bir kelimeye tıklayarak anlamını görebilirsiniz.

common touch


Aradığınız tam cümleyi bulamadık.
"common" için olan girdi aşağıda gösterilmektedir.

Ayrıca bakınız: touch

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
common adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (frequent)yaygın, sık rastlanan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Crime is a common occurrence in big cities.
 Yüksek suç oranı büyük şehirlerde sık rastlanan (or: yaygın) bir olgudur.
common adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (joint)müşterek, ortak s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Our houses share a common fence.
 Evlerimizin arka bahçesi müşterek bir çitle çevrili.
common adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (ordinary)sıradan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  alışılmış, alışılagelmiş s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 There is no cure for the common cold.
common adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (public)umumi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The government works for the common good.
common adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (vulgar)adi, bayağı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Such common behaviour is to be expected of one with no education.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
common adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (mediocre)alelade s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  bayağı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 This cup is made from common plastic.
common adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (inferior)değersiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  bayağı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  aşağı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 It's just a common item, with nothing special about it.
common adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (widespread)yaygın s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 That opinion is quite common in this part of the world.
common adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (notorious) (suçlu)adi s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  adı çıkmış s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The police treated me like a common criminal.
common adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (without rank)rütbesiz s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  aşağı seviyede s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 He is just a common worker - not the boss.
common nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (tract of land)halka açık yer i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  ortak alan i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We ate lunch on the common.
common nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (law: right) (hukuk)hak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 All villagers have common of fishing in these waters.
commons nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (large dining room)kafeterya, ortak yemek salonu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The students ate in commons every night.
commons nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (food served communally)ortak yemek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We have to be in the dining room at five o'clock for commons.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
CE nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. written, initialism (Common Era) (Milattan Sonra)MS i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Alfred the Great reigned from 871 to 899 CE.
common cold nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (cold virus)nezle, soğuk algınlığı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 There's no cure for the common cold.
common good nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (benefit of everyone)kamu yararı, kamu menfaati i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Being honest with each other is for the common good.
common ground nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (shared interests)ortak nokta i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  ortak payda i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We started dating because we had a lot of common ground in our likes and dislikes.
common knowledge nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. ([sth] that most people know)herkesçe bilinen gerçek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It was common knowledge among the staff that Bill had a drinking problem. Though Galileo was persecuted for saying this in the 17th century, it is now common knowledge that the earth orbits the sun.
common law nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (legal system: custom)örf ve adet hukuku i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  içtihat hukuku i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
common man,
plural: common men
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(commoner, without title)avam i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 If a common man married the daughter of a nobleman, she would lose her title.
common practice nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. ([sth] customary, [sth] often done)genel uygulama i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It is common practice to speak softly in a library. It's common practice to shake hands in business affairs.
common sense nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (practical thinking)sağduyu, aklıselim i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He's an educated man, but he doesn't have much common sense.
common stock nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (animal: not purebred)cins/safkan olmayan hayvan i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Breeding the common stock with purebreds improves the quality of the herd.
common stock nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. pejorative (person: working class)işçi sınıfı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 They're not in our class, dear. They come from common stock.
common stock nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (finance: share) (finans)adi hisse senedi, alelade hisse senedi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The company issues two classes of equity: common stock and preferred stock.
have little in common v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (have few similarities or shared interests)ortak birşeyi olmamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The rich have little in common with the poor.
have nothing in common v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (have no similarities or shared interests)ortak/benzer hiçbir şeyi olmamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 At first glance she seems to have nothing in common with her boyfriend.
have things in common v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (have similarities or shared interests)ortak şeylere sahip olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  ortak noktaları bulunmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Luckily, they get on well as they have so many things in common.
in common advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (shared, mutually)ortak s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  müşterek s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  müştereken z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  ortaklaşa z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 My best friend and I get on well because we have so many things in common.
make common cause with [sb] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (join forces)(ortak bir amaç için) birisiyle birlikte hareket etmek/işbirliği yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The union made common cause with the government in an effort to keep the factory from leaving town.
marshmallow,
marsh mallow,
common marshmallow
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(plant: species of mallow) (bitki)hatmi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

common touch' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'common touch'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.