WordReference tam bu tümceyi çeviremiyor ancak her bir kelimeye tıklayarak anlamını görebilirsiniz.

close match


Aradığınız tam cümleyi bulamadık.
"close" için olan girdi aşağıda gösterilmektedir.

Ayrıca bakınız: match

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
close advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (nearby)yanında, yakınında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Keep your phone close, in case he calls!
close adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (near)yakın s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Be careful, the 'edit' and 'delete' buttons are dangerously close!
close to [sth/sb] preppreposition: Relates noun or pronoun to another element of sentence--for example, "a picture of John," "She walked from my house to yours." (near to)yanında s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The bank is close to the post office.
close adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (relation: near) (akraba, vb.)yakın s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The two boys are close cousins.
close adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (people: intimate) (dost, vb.)samimi, yakın s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Jill and I are close friends.
close to [sb] adj + prep figurative (intimate with)yakın ilişki içinde, yakın s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Ben has always been close to his sister.
close adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (closely associated)yakından ilişkili s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Her philosophy is close to that of Roger, who was her teacher and mentor.
close viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (become shut)kapanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The door slowly closed.
close [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (shut)kapatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Please close the window.
 Pencereyi kapat lütfen.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
close adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (united)yakın s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Their views about history are extremely close.
close adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (similar)benzer s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The twins are close in appearance.
close adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (relationship: intimate)yakın, mahrem s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 They have a close, romantic relationship.
 Yakın, romantik bir ilişki içindeler.
close adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (compact, tight)sıkı, dar s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 My sweater has a close weave.
close adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (fitting tightly)dar s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 This key is a close fit to the lock.
close adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (cut near to the base) (traş)sinekkaydı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 I prefer a straight razor because it gives me a close shave.
close adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (on topic) (konuyla)alakalı, ilgili s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Please stay close to the question under discussion.
close adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (rigorous)sıkı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  dikkatli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 A close examination will reveal that the theory is correct.
close adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." informal (atmosphere: stuffy)havasız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  basık s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The atmosphere in the room was close.
close adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (contest: almost even) (yarış, vb.)az farkla z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  yakın s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Alan won a close race.
 Altan yarışı az bir farkla kazandı.
close adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (secret: well guarded)gizli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The information was a close secret.
close adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (confined)kapalı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  mahsur s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The guards kept the prisoner at close quarters.
close to [sth] adj + prep (nearly equal, almost)yakın s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  neredeyse aynı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 You and I are close to the same height.
close nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (act of closing)kapanma, kapanış i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 You have to finish by close of business today.
close nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (conclusion)kapanış i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  son i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The conference came to a close.
close nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. UK (cul-de-sac)çıkmaz sokak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We live on a lovely close near the edge of town.
close viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (unite)birleşmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Her hands closed in prayer as she bowed her head.
close viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (end)sona ermek, bitmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The proceedings closed on time.
close viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (cease to operate)kapanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 My favourite restaurant closed.
close viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (store: cease trading)kapanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The store closed at nine pm.
 Mağaza akşam saat dokuzda kapandı.
close viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (end performances)bitmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  sona ermek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The play closes on Monday.
close viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (financial: market day end) (borsa, vb.)kapanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The market closed on a high today.
close [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (fill in)çevirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  kapatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The builders closed the wall with the last brick.
close [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (conclude)bitirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  son vermek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  sonuçlandırmak, neticelendirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The final speaker closed the session.
close [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (block) (yolu, vb.)kapatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Workers have closed the road.
close [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (join, unite)birleştirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The people closed the circle by joining hands.
close [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (finalize)bitirmek, son vermek, sona erdirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Let's close the negotiations now.
 Artık görüşmelere son verelim.
close [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." informal (make a sale)satış yapmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  (gayri resmi)işi bağlamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The salesman hopes to close the deal today.
close [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (cease operations)kapatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  işleri durdurmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The company closed the factory on Christmas day.
close [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (nautical: approach) (karaya, vb.)yaklaşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The ship closed land that morning.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
close down vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (business: cease trading) (iş, şirket)kapanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 When the doctor was killed, the clinic was forced to close down.
close [sth] down vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (prevent [sth] from operating)kapatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  çalışmasını engellemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The Women's Anti-Exploitation League vowed to close down the porno shop.
close in vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (pursuit: get closer)kuşatmak, etrafını çevirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The enemy is closing in on our troups.
close in on [sb/sth] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] (pursuit: get closer)yaklaşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  -e yetişmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Drive faster! The cops are closing in on us!
close in on [sb/sth] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] figurative (make claustrophobic) (duvarlar, vb., mecazlı)üstüne üstüne gelmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Inside the small room, he felt like the walls were closing in on him.
close [sth] off,
close off [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(block, shut off) (yolu, vb.)kapatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  geçişi engellemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The police closed off the road due to a bad accident.
close out vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." US (discount stock)ucuzlatmak, fiyatını indirmek, indirim yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
close [sth] out vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." US (account: terminate) (hesap)kapatmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
close [sth] out vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (sport: bring to end) (spor)bitirmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The team closed the game out with a goal in the final minute to win 3-1.
close [sb] out vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (exclude)dışarıda bırakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Bill closed the dog out of the room.
close up vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (shop: shut)kapatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  kapanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 He closed up and counted the day's takings.
close up vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (wound: heal) (yara)kapanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  iyileşmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The wound will gradually close up over time.
close [sth] up,
close up [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
(shut)kapatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Nina closed up the shop and went home.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
close by advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (near, in close proximity)yakında, yakınında, civarında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Gerald's sister lives close by so it's easy for him to visit her.
close by,
close-by
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(near)yakın s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Is there a close-by store where we could buy eggs?
close call nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal, figurative (narrow escape)(birşeyden) kıl payı kurtulma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Phew! That was a close call. I thought he was going to ask to see my ID.
close call nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal, figurative ([sth] hard to decide)zor karar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 It was a close call, but they declared him the winner.
close friend nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (intimate acquaintance)yakın arkadaş, yakın dost i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Tom is a close friend of mine.
close shave nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. figurative (narrow escape) (bir şeyden)kıl payı kurtulma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He walked away from the accident knowing he had just had a close shave with death.
close shave nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (facial hair: trim)sinekkaydı traş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I can't seem to get a close shave with my electric razor.
close together adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (near to one another,)birbirine yakın s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 If his eyes weren't so close together, he'd be almost handsome.
close-up,
also US: closeup
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(film shot: up close)yakın çekim i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The actress said that she was ready for her close-up.
close-up adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (very near)yakından çekilen resim/fotoğraf, yakın çekim i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  yakından z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  (işyerini) kapatmak/(işyeri) kapanmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The photographer is taking some close-up shots of the fashion model.
close-up,
close shot,
also US: closeup
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(photo: taken up close)yakından çekilen fotoğraf i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 In the closeup, she is smiling self-consciously at the photographer.
close-up,
also US: closeup
adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."
(intimate, detailed)yakın s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  ayrıntılı, detaylı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The book provides a close-up insight into the film star's life.
close up,
close-up,
up close
advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down."
(from very near)yakından z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 Matt moved close up so he could get a better view of the painting.
close-knit adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (family, community: close)birbirine bağlı s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yakın s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Welsh mining villages formed close-knit communities bonded together by Religion and Rugby.
draw to a close,
draw to an end
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
(finish)sona ermek, bitmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 As the evening drew to a close, the orchestra played a final waltz.
draw [sth] to a close v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (bring to an end)bitirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  sona erdirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 After an hour on the phone, she drew the conversation to a close.
get close viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (time: approach) (zaman)yaklaşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Christmas is getting close again.
get close viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (move very near)yakına gelmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  yaklaşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  sokulmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 He got so close I could see every blackhead on his face.
keep [sb/sth] close vtr + adj (keep nearby)yakın tutmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Claire decided to work from home so that she could keep her children close.
keep close vi + adj (stay near)yakın durmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Tina told the twins to keep close as they crossed the busy road.
keep close to [sb/sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (stay near)yakınında durmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Keep close to me when we're at the concert; I don't want you to get lost.
up close advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (at close range)yakından z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  yakın mesafeden z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  yakında z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  yakın mesafede z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

close match' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'close match'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.