clicking

UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈklɪkɪŋ/

Bu sayfada: clicking, click

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
clicking nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (noise made with the tongue)dil tıklatma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The farmer called the horse with a gentle clicking of his tongue.
clicking nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (gentle snapping sound)tıkırtı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  tıklama sesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The insect made a clicking as it moved through the tree.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
click nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (sound)tıkırtı (sesi), çıtırtı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The door closed with a click.
click nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (mouse button: press) (bilgisayarda)tıklama, tıklatma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 One click should let you access the link.
click viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (press computer mouse button)tıklanmak, tıklatılmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Click here to return to the homepage.
click vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (computer)tıklamak, tıklatmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
click viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (make sound)tıkırtı yapmak, çıtırtı yapmak, tıkırdatmak, çıtırdatmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I can hear the pen clicking.
click viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." figurative, informal (people: like each other, get along)iyi anlaşmak geçisiz f.
  hoşlanmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 I only met her sister a couple of times but we really clicked.
click with [sb] vi + prep figurative, informal (get along with [sb](birisiyle)anlaşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  uyuşmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Shawn immediately clicked with his new brother-in-law.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
click nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (linguistics: stop consonant) (dilbilimi)şaklama i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Some languages use clicks.
click viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (keyboard)klavyeyi tıklamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
click viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." figurative, informal (suddenly be clear, understood)(birşeyi) bir anda anlamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (argo)çakmak, jetonu düşmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Suddenly it clicked; John was the elder brother Maria had told me about.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'clicking' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:

clicking' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'clicking'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.