canning

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈkænɪŋ/US:USA pronunciation: respellingUSA pronunciation: respelling(kaning)


From the verb can: (⇒ conjugate)
canning is: Click the infinitive to see all available inflections
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing." (For the transitive verb)
Bu sayfada: canning, can

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
canning nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (putting food into tins, jars) (yiyecek)konserveleme i. f.
  (içecek)kutulama i. f.
 In late summer, when the tomatoes and other vegetables are ripe, Marion spends hours every day canning.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
can v auxauxiliary verb: Helping verb--for example, "She is running." "It has been lost." (be able to) (yapabilir, edebilir)-abilir, -ebilir yrd. f.yardımcı fiil: Somut veya soyut bir nesneye ad olan bir ismi bir fiil durumuna, bir oluş ve kılış haline getirir (örnek: "dikkat buyur-", "hesap yap-").
 I can carry those suitcases for you.
 O bavulları senin için taşıyabilirim.
can v auxauxiliary verb: Helping verb--for example, "She is running." "It has been lost." (know how to) (yapmayı bilmek)-abilir, -ebilir yrd. f.yardımcı fiil: Somut veya soyut bir nesneye ad olan bir ismi bir fiil durumuna, bir oluş ve kılış haline getirir (örnek: "dikkat buyur-", "hesap yap-").
 She can play the piano.
 Piyano çalabiliyor.
can v auxauxiliary verb: Helping verb--for example, "She is running." "It has been lost." (have the right to) (hakkı olmak)-abilmek, -ebilmek yrd. f.yardımcı fiil: Somut veya soyut bir nesneye ad olan bir ismi bir fiil durumuna, bir oluş ve kılış haline getirir (örnek: "dikkat buyur-", "hesap yap-").
 The prime minister can call an election whenever he wants to.
 Başbakan istediği zaman halkı seçimlere çağırabilir.
can v auxauxiliary verb: Helping verb--for example, "She is running." "It has been lost." (be allowed to) (izin, müsaade)-abilmek, -ebilmek yrd. f.yardımcı fiil: Somut veya soyut bir nesneye ad olan bir ismi bir fiil durumuna, bir oluş ve kılış haline getirir (örnek: "dikkat buyur-", "hesap yap-").
 Can I borrow your car tonight?
 Bu gece otomobilini ödünç alabilir miyim?
can v auxauxiliary verb: Helping verb--for example, "She is running." "It has been lost." (be possible)olabilmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (olabilmek anlamında)-abilir, -ebilir, -abilmek, -ebilmek yrd. f.yardımcı fiil: Somut veya soyut bir nesneye ad olan bir ismi bir fiil durumuna, bir oluş ve kılış haline getirir (örnek: "dikkat buyur-", "hesap yap-").
 Such things can happen if you're not careful.
 Dikkat etmezseniz bu tür şeyler olabilir.
 Sözümüzü dinlemezseniz başınıza kötü şeyler gelebilir.
can nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US (tin: metal container)teneke i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  kutu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We need three more cans of paint.
 Üç teneke boyaya daha ihtiyacımız var.
can nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US (tin: of food)konserve i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Pass me that can of peas.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
can nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (fuel)benzin bidonu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 We should fill this extra can with gas in case we run out.
the can nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, slang (toilet)tuvalet, hela i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  kenef i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Excuse me. I have to go to the can.
can nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. slang (jail, gaol)kodes, hapishane i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 He's been in the can for three months now.
can nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. slang (military: warship)savaş gemisi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 After a few repairs the can was back in the water heading across the ocean.
can nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, slang (buttocks)popo, kıç i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (argo)göt i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 That toilet seat's so cold you'll freeze your can sitting on it.
a can of [sth] nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (contents of a tin)konserve dolusu i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I'll just have a can of beans for lunch.
can v auxauxiliary verb: Helping verb--for example, "She is running." "It has been lost." (have the qualifications to) (niteliğe sahip olmak)-abilmek, -ebilmek yrd. f.yardımcı fiil: Somut veya soyut bir nesneye ad olan bir ismi bir fiil durumuna, bir oluş ve kılış haline getirir (örnek: "dikkat buyur-", "hesap yap-").
 A doctor can treat people more extensively than a nurse.
can v auxauxiliary verb: Helping verb--for example, "She is running." "It has been lost." (tend to) (meyilli olmak)-abilmek, -ebilmek yrd. f.yardımcı fiil: Somut veya soyut bir nesneye ad olan bir ismi bir fiil durumuna, bir oluş ve kılış haline getirir (örnek: "dikkat buyur-", "hesap yap-").
 He can be really annoying sometimes.
can [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (preserve in a jar, etc.)konservelemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  konservesini yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 They canned most of their peppers for the winter.
can [sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." US, slang (fire, dismiss) (birisini)işten atmak, kovmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He should have been canned for that kind of behavior.
can [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." US, slang (stop doing)son vermek, bitirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (argo)kesmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 You two! Can that fighting! Now!
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

canning' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'canning'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.