butt

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈbʌt/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/bʌt/ ,USA pronunciation: respelling(but)


WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
butt nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. slang (buttocks) (argo)kıç, göt i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (gayri resmi)popo i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 You could see his butt through the hole in his jeans.
 Kot pantolonunun arkasındaki delikten kıçı (or: götü) görünüyordu.
butt nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (cigarette end)izmarit i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Many smokers toss their butts onto the side of the road.
 Çoğu kişi sigara izmaritlerini yolun kenarına atıyor.
butt nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (thick end)kalın uç i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The butt of the axe handle made it easy to grip.
butt nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (rifle) (silah)kabza i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  dipçik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Put the butt of the rifle on your shoulder before you aim.
butt nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (object of a joke)maskara i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 John was the butt of all our jokes in school.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
butt nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (stub, end)i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  dip i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The bread was all eaten, except the two butts at either end.
butt nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. slang (cigarette)sigara i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Can you spare me a butt? I left mine in the car.
butt nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (blow, hit)vuruş i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  çarpma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The butt from the tractor knocked over the hay.
butt,
rainwater butt
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(water storage container)fıçı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  damacana i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Marilyn uses a rainwater butt to water her garden instead of using city water.
butt [sth/sb] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (ram)tos vurmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  kafa atmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The goat butted the door open with its horns.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
butt in vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." figurative, informal (spoken: interrupt) (konuşmayı)bölmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  araya girmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  sözü kesmek, lafı kesmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Please stop butting in. You'll have a turn to speak.
butt in vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." figurative, informal (actions: interfere)müdahale etmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  karışmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  (gayri resmi)burnunu sokmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (argo)maydanoz olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
butt out vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." US, slang (mind your own business!)kendi işine bakmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  (argo)burnunu sokmamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 I don't want to talk about it, so butt out!
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
butt up against [sth] v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end." (be adjacent to)yanında olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  bitişiğinde olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The decorative moulding butts up against the door.
butthead nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, pejorative, vulgar, slang (stupid person) (argo)kalın kafalı, geri zekalı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  aptal, salak i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Get out of the way, butthead!
head butt,
headbutt
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(violent blow made with forehead)kafa atma, tos vurma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 One of the football players was injured by a head butt to the abdomen.
head-butt,
headbutt
vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat."
(strike [sb] with your forehead)tos vurmak, kafa atmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The drunk head-butted some guy for looking at him the wrong way.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'butt' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: the [rams, ewes, oxen] were butting each other, a [big, soft, bony, small] butt, vulgar, slang: your butt crack is showing, daha fazlası...

butt' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'butt'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.