busy

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈbɪzi/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ˈbɪzi/ ,USA pronunciation: respelling(bizē)


Inflections of 'busy' (adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house."):
busier
adj comparative
busiest
adj superlative
Inflections of 'busy' (v): (⇒ conjugate)
busies
v 3rd person singular
busying
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
busied
v pastverb, past simple: Past tense--for example, "He saw the man." "She laughed."
busied
v past pverb, past participle: Verb form used descriptively or to form verbs--for example, "the locked door," "The door has been locked."

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
busy adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (occupied: person) (kişi)meşgul s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Please don't bother me. I'm busy doing my taxes.
 Lütfen beni rahatsız etme. Şu anda vergilerimi incelemekle meşgulüm.
busy adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (active)faal, hareketli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yoğun s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Stephen has a busy life.
busy with [sth] adj + prep (occupied doing [sth])ile meşgul s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Tia's parents are busy with preparations for her fifth birthday party.
busy adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (lively, with many people)canlı, hareketli s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  kalabalık s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The coffee shop is always busy on Saturday mornings.
busy adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (telephone, in use) (telefon)meşgul s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The phone line is busy.
 Hat şu anda meşgul.
busy adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (occupied, in use)kullanımda, dolu s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 The bathroom is busy now.
busy adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." pejorative (overly patterned)fazla desenli i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The wallpaper in this room is too busy.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
busy adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." pejorative, informal (meddlesome)her işe burnunu sokan, işgüzar s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 You're a busy little so-and-so, aren't you?
busy yourself vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (keep occupied)kendini meşgul etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Arthur tries to busy himself with small tasks.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
busy signal nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (buzz when dialled phone in use)(telefon) meşgul sesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (bilgisayar)meşgul sinyali i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  meşgul işareti i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I tried to call Pauline, but all I got was a busy signal.
keep busy viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." informal (occupy oneself, find [sth] to do)meşgul etmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Since my daughter left for college, I keep busy by working in my garden. With the district manager in the store, everyone kept busy all day.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'busy' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: busy yourself with [work, school, life], is a busy [woman, man], busied herself [making, preparing, organizing], daha fazlası...

busy' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'busy'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.