bulk

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈbʌlk/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/bʌlk/ ,USA pronunciation: respelling(bulk)


WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
bulk nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (unpackaged cargo)ambalajsız s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  dökme yük i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  toptan, toplu s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
Not: often preceded by "in"
 The parts are going to be shipped in bulk.
 Parçalar ambalajsız olarak nakliye edilecektir.
bulk nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (largeness)hacim i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  büyüklük i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  boy i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The box's bulk made it difficult to carry.
 Kutunun hacmi, bir yerden bir yere taşınmasını güçleştiriyordu.
bulk nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (foods: fibrous)lifli besin, lifli yiyecek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Her diet requires her to eat bulk to increase her fibre intake.
the bulk of [sth] nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (most, greater part)büyük kısım i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  önemli miktar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 They are requesting that the bulk of the payment be made in advance.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
bulk nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (paper thickness)kağıt kalınlığı, kalınlık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The thickness of a piece of paper is called its bulk.
bulk viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." US (appear important)önemli görünmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
  önemli olmak geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 Military spending bulks large at election time.
bulk [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." US (expand)genişletmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  artırmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  büyütmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 The city bulked the police force due to increased crime.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
bulk up vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." (gain weight, put on muscle)kas yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  kilo almak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
in bulk advadverb: Describes a verb, adjective, adverb, or clause--for example, "come quickly," "very rare," "happening now," "fall down." (in large quantities)toptan z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
  dökme olarak z.zarf: Fiillerin niteliğini belirtir (örnek: "Bu ev daha güzel görünüyordu").
 I have five cats so I buy their food in bulk from the warehouse.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'bulk' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: really bulked up, did the bulk of the [project, work], buy bulk [foods, goods] , daha fazlası...

bulk' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'bulk'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.