budding

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈbʌdɪŋ/US:USA pronuncation: IPAUSA pronuncation: IPA/ˈbʌdɪŋ/

From the verb bud: (⇒ conjugate)
budding is: Click the infinitive to see all available inflections
v pres pverb, present participle: -ing verb used descriptively or to form progressive verb--for example, "a singing bird," "It is singing."
Bu sayfada: budding, bud

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
budding adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." figurative (person: developing) (kişi)mesleğinde ilerleyen s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
  yetişen, gelişen s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Their eldest son Mark's a budding writer.
budding adjadjective: Describes a noun or pronoun--for example, "a tall girl," "an interesting book," "a big house." (plant: producing buds) (bitki)tomurcuklanan s.sıfat: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) niteliklerini, sayılarını, ölçülerini belirtir.
 Budding plants should be kept indoors in cool weather.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
bud nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (unopened flower)gonca, tomurcuk i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Spring is late this year; the trees still have only buds, not blossoms yet.
bud viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." (flower)tomurcuklanmak, gonca vermek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 The daffodils usually bud in February.
bud viintransitive verb: Verb not taking a direct object--for example, "She jokes." "He has arrived." figurative (start to develop)gelişmeye başlamak, filizlenmek geçişsiz f.geçişsiz fiil: Fiil bir nesne olmadan gerçekleşiyor ve sadece öznenin üstünde kalıyorsa bu geçişsiz fiildir (örnek: "çocuk konuşuyor").
 An idea began to bud in Lacey's mind.
bud nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (partially opened flower)gonca i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The roses are still buds; they should be in full bloom tomorrow and will make a nice bouquet.
 
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
bud interjinterjection: Exclamation--for example, "Oh no!" "Wow!" informal (term of address: friend)dostum, arkadaşım ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  ahbap ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
  (gayri resmi)kanka, panpa ünl.ünlem: Üzüntü, sevinç, korku, kızgınlık, şaşkınlık gibi duyguları belirtir veya bir kimseyi çağırmak için kullanılır.
 Hey, bud, how have you been?
bud nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. informal (buddy: friend)arkadaş, dost, ahbap i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Oh, that's Sam--he's my bud.
bud nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US, slang (marijuana)esrar i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  (argo)ot i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Apparently, the cops found two bags of bud in David's car.
bud nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. ([sth] small)küçük şey, ufak şey i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
bud [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (plant: graft) (bitki)aşılamak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  aşı yapmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 It is possible to bud roses onto a sturdier stalk to create a stronger plant.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Eşdizimler: a budding [actress, artist, filmmaker], has a budding career in, a budding [tree, shrub], daha fazlası...

budding' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'budding'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.