brush

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈbrʌʃ/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/brʌʃ/ ,USA pronunciation: respelling(brush)

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
brush nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (decorator's paintbrush)boya fırçası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The painter used a wide brush to paint the house.
 Boyacı, evi boyamak için büyük bir boya fırçası kullandı.
brush nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (artist's paintbrush)resim fırçası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The artist used a small brush to paint the fine lines.
 Ressam, ince çizgileri doldurmak amacıyla küçük bir resim fırçası kullandı.
brush nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (bristled implement for hair)saç fırçası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The girl fixes her hair with her favourite brush.
 Kız, saçlarını en sevdiği saç fırçasıyla fırçaladı.
brush nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (bristled cleaning tool)fırça i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 She used a brush to clean off the dust.
brush [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (clean, scrub)fırçalamak geçişli .
  temizlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 She brushed the carpet with a stiff-bristled brush. Selina brushed her long hair until it was shiny.
brush [sth] on [sth],
brush [sth] onto [sth]
vtr + prep
(paint, etc.: apply) (fırçayla)boya sürmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The carpenter brushed more paint onto the table.
brush [sth] off,
brush [sth] off [sth]
vtr + adv
(remove, wipe)silkelemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  süpürmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He brushed the crumbs off his shirt front.
brush [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (touch lightly)hafifçe dokunmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 She gently brushed my arm with the back of her hand.
 Kız eliyle hafifçe koluma dokundu.
brush [sth] vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat." (teeth: clean) (dişleri)fırçalamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 He brushed his teeth before going to bed.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
brush nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (music: percussion)davul fırçası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Many jazz drummers prefer to use the brush for a softer sound.
brush with [sth/sb] nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (brief encounter)burun buruna gelme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  rastlaşma, karşılaşma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Lily drove much more cautiously after her brush with death.
brush nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (scrubland)çalılık, fundalık i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Rabbits live in the brush.
brush nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (cluster of low plants)çalı çırpı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The landscape was barren except for a couple of patches of brush here and there.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Deyimsel fiiller
İngilizceTürkçe
brush [sth] aside,
brush aside [sth],
brush [sth] away,
brush away [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
figurative (dismiss, not consider)bir kenara itmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  önemsememek, yabana atmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 The Prime Minister brushed aside any suggestion that the government had failed to deal with the problem.
brush [sth/sb] aside vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (sweep to one side)yana doğru itmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Andrea brushed aside her hair.
brush [sth] back vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." (baseball) (beysbol)topu başa yakın atmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
brush [sb] off,
brush off [sb]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
informal, figurative (dismiss: [sb])başından savmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  (gayri resmi)sepetlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
brush [sth] off,
brush off [sth]
vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game."
figurative, informal (disregard: [sth])kestirip atmak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  önemsememek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  umursamamak geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 I was really upset; I had put a lot of work into that project, and my boss just brushed it off.
brush up vi phrasalphrasal verb, intransitive: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning and not taking direct object--for example, "make up" [=reconcile]: "After they fought, they made up." informal, figurative (revise, refresh knowledge) (hafıza, bilgi, vb.)tazelemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 My spoken French is quite good, but I would like to brush up a bit.
brush [sth] up vtr phrasal sepphrasal verb, transitive, separable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, divisible--for example, "call off" [=cancel], "call the game off," "call off the game." informal, figurative (refresh knowledge, skill)(hafızayı, bilgiyi, vb.) tazelemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Gary wants to brush up his Spanish before going to Madrid.
brush up on [sth] vtr phrasal insepphrasal verb, transitive, inseparable: Verb with adverb(s) or preposition(s), having special meaning, not divisible--for example,"go with" [=combine nicely]: "Those red shoes don't go with my dress." NOT [S]"Those red shoes don't go my dress with."[/S] informal (refresh knowledge of [sth](bilgi)tazelemek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Janice joined the course to brush up on her maths skills.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
brush [sth] away vtr + adv (remove) (göz yaşı, vb.)silmek f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  çıkarmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 James brushed away his tears and began to smile.
brush [sth] back,
brush back [sth]
vtr + adv
(hair: comb back) (sa.)arkaya taramak, geriye taramak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Rachel brushed back her hair.
brush [sth] off,
brush off [sth]
vtr + adv
(clean)temizlemek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Brush off the bench before you sit down.
brush stroke nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (movement of a brush)fırça hareketi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
brush stroke nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (mark made by a paintbrush)fırça darbesi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I prefer painting walls with a roller because otherwise you can see all my brush strokes.
brush up [sth],
brush [sth] up
vtrtransitive verb: Verb taking a direct object--for example, "Say something." "She found the cat."
(improve [sth]'s appearance)güzelleştirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
  iyileştirmek geçişli f.geçişli fiil: Fiillin belirttiği hareket ya da olay nesne üzerinde gerçekleşiyorsa yani bir nesneyi etkiliyorsa bu geçişli fiildir (örnek: "çocuk yemeğini yedi").
 Shaun took advantage of the time he spent unemployed by brushing up his CV.
brushup (US),
brush-up (UK)
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(refreshing or renewing) (bilgi, vb.)tazeleme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I think my Italian is in need of a brush-up before we go to Florence.
brushup nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US (minor repair)ufak tamir/onarım i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The curator gave the collection a final brushup before putting it on display.
brush-up nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. UK (cleaning or grooming)yıkanıp temizlenme i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  giyinip hazırlanma i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Tanya gave herself a quick brush-up before meeting the boss.
brushup (US),
brush-up (UK)
n as adjnoun as adjective: Describes another noun--for example, "boat race," "dogfood."
(relating to rehearsals)tazeleme isim s.
  yenileme isim s.
 The cast gathered for a brushup rehearsal before the evening show.
paint brush,
paintbrush
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(tool for applying pigment)boya fırçası i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  fırça i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 I'm not into painting much but I do have a good collection of paint brushes.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'brush' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eş anlamlılar: broom, comb, curry, daha fazlası...
Eşdizimler: brush your [hair, teeth], a [hair, toilet, paint, clothes] brush, [large, small] brush size, daha fazlası...

brush' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'brush'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.