biscuit

Listen:
UK:*UK and possibly other pronunciationsUK and possibly other pronunciations/ˈbɪskɪt/US:USA pronunciation: IPA and respellingUSA pronuncation: IPA/ˈbɪskɪt/ ,USA pronunciation: respelling(biskit; Fr.bēs kwē)

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
biscuit nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. UK (cookie)bisküvi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  kurabiye i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Biscuits are often served alongside tea.
biscuit nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. UK (cracker)kraker i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Some biscuits should help to settle your stomach.
biscuit nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. US (scone-like bread)çörek i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Biscuits come in many flavors today, such as sweet potato and cheddar.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
biscuit nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (color: pale brown)açık kahverengi i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 The walls in the living room were painted biscuit.
biscuit nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc. (unglazed porcelain)perdahsız porselen i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  perdahsız seramik i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2020:

Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
cookie cutter,
also UK: biscuit cutter
nnoun: Refers to person, place, thing, quality, etc.
(tool for cutting dough into shapes)kurabiye kalıbı i.isim: Canlı cansız bütün varlıkları ve kavramları ifade eder.
 Mama used a cookie cutter to cut gingerbread men out of the dough.
take the cake,
also UK: take the biscuit
v exprverbal expression: Phrase with special meaning functioning as verb--for example, "put their heads together," "come to an end."
figurative, informal (be uncalled for, excessive)aşırı olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  gereksiz olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
  lüzumsuz olmak f.fiil: Varlıkların ve kavramların (isimlerin) yapmış oldukları hareketleri, içinde bulundukları durumları, etkilendikleri işleri ifade eder.
 Jack's idea to build his own observatory really takes the cake!
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'biscuit' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:
Eşdizimler: use a biscuit joiner, make a biscuit joint, biscuits fresh from the oven, daha fazlası...

biscuit' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz şu söz için: 'biscuit'.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar

Uygunsuz bir reklamı rapor et.